yüzme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yüzme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2012 Perşembe

Yüzme aşkına!

Haftasonu Atatürk'ün anısı için yüzdük biz!

Ama önce reklam alalım ve Uzunçorap.com sitesinde bu sabah itibarı ile yayınlanan ve konuyla da pek alakalı olan yazımın linkini verelim!! Buraya tıklıyoruz efenim! ;)

Konuya dönelim; 10-11 Kasım haftasonunda Mustafa Kemal Atatürk anısına bu yıl 6. sı düzenlenen Masterlar Yüzme Şampiyonasında kulaç attık.

İstanbul'dan, İzmir'den, Adana'dan hatta Rusya'dan bile sporcuların katıldığı çok büyük bir organizasyondu.
Bizim havuzumuzda yapıldı yarışlar, Ankara Üniversitesi Olimpik Yüzme Havuzunda...bizim güzel, temiz, profesyonel havuzumuzda...pek güzel ağırladık misafirlerimizi bence.

Her yarış öncesi karnımda uçuşan kelebeklere, mide bulantısı ve ishale kadar varabilen heyecana isyan edip "Ulan bu yaşımızda ne zorumuz var bizim? Nerden bulaştık bu işe!?" diye dırdırlansak da, "Bu son yarış abicim, bir daha çıkmam ben depara!" diye rest çeksek de, sanırım bağımlıyız biz..Küçüklükten beynimiz mi yıkandı nedir; yüzmeden, vücutta adrenalin pompalanmadan yapamıyoruz!!

Ve ben bu fotoğrafa baktıkça gururdan, sevinçten, heyecandan hala gözlerim doluyor! :)

4x50 Karışık Karma (Kadın-Erkek) bayrak yarışı seramonisi

Bu vesileyle, yıllar sonra her türlü gazı vererek beni ve diğer arkadaşları pisinlere "Master Yüzücü" olarak geri döndüren, kulübümüzü çekip çeviren, yarış öncesi hazırlıklarda canla başla çalışıp rekor sürelerde t-shirt-şortlarımızı hazırlatan, kişi ve kuruluşların ağzından girip burnundan çıkarak lisanslarımızı çıkartan takımımızın gülü, çocukluk arkadaşım, eski ve yeni takımdaşım Esra'ya kocamaaan bir teşekkür burdan! ;)

Master yüzme ne demek diye merak ediyorsanız da bu linkten kısa ve öz bilgilere ulaşabilirsiniz. Ancak ilk paragrafı kopyalamak istiyorum zira çok tatlı ifade edilmiş!!

Masterlar, Türkçe bir ifadeyle Ustalar…


Yüzme ile tanışmalarından bu yana kulvarların tozunu atan, klor kokusunda hayat bulan, sudan ayrı kaldıklarında karaya vurmuş bir balık gibi çaresiz kalan, tüm yaşamlarını yüzme üzerine kuran, sporu yaşam biçimi olarak algılayan, yüzme ile doyan, yüzme ile yatıp kalkan emektarlar, ustalar.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Benim meskenim...denizdir, havuzdur, SUdur!!


Bu TotiNaz kız ile beraber Çanakkale boğazını geçtiğimizi söylemiş miydim hiç?? :)
















Fotolar Ahu Savan An.
Kendisinin su altında ikinci denemesiydi..İkimiz için de batmak, koordineli su altında kalabilmek, anı yakalamak çok zordu..Tecrübe etmiş olduk, çok da eğlendik! :)
Ahu hikayelendirme  fotografları çekiyor asıl..Düğün, doğum, sahne..
İlgilenenlere: www.ahusavan.com
                     www.facebook.com/pages/Ahu-Savan-...

18 Eylül 2010 Cumartesi

Arada kaynadı..kaynamasın!

Tatilin son 2 günü..
Yazacak çok şey var..Ama konsantrasyon sıfır..
3500 kadar foto çekmişiz..
Ne zaman ayıklar, seçer, tatil anılarını yazar, fotolarla bezerim bilemem..
Ama bu esnada arada kaynayan bir "olay" var..
Yazmamışım..
Yazılmayı hak ediyor..
Çok zorlu idi..
Sınandım sanki..
Bunu yapabildiysem herşeyi yaparım ben bu hayatta dedim :)
30 Ağustosta..Atatürk için, zafer bayramımız için yüzdük..Çanakkale boğazını geçtik..
Eceabat' dan Çimenlikkalesi' ne..
Yaklaşık 7 km.
İstanbul boğazından daha zor bir parkur..Birde balıkçı takviminde 31 Ağustosa denk gelen "mercan fırtınası" nın bir gün önce kopacağı da tuttu mu??
Pek şenlikliydi..midemdeki 5 litre deniz suyu ile midem bulanarak ve denizden yediğim dayak yüzünden beynim döne döne bitişe geldiğimde yeri öpecektim resmen..
Yaş kategorimde 1. olduğumu duyunca yaşadığım sevinci ve gururu nasıl anlatsam ki?? :)


İlgilenene sonuçlar...

5 Ağustos 2010 Perşembe

Çek Arda, hadi oğlum, bastırrr..!

Bu ara pek yazasım yok..
Temmuz çok dolu geçti..Boğaz maratonu, düğünler, filan fıstık :)
İş yerinde tek kaldım, işler üzerime çöreklendi..
Sıcağa tahammül edemiyorum..Son 3 gündür cinnetin eşiğindeyim!
Ev teras olmasından mütevellit fırın gibi, çok fobisel bir insan olmasam çıkıp terasta uyuyacağım, o kadar! Arda çıplak yatıyor..sadece bez ile...Şu bez işi de ne olacak acaba? Hiç "Hadi çiş yapıp alkış yapalımmm!" modunda değilim, bir lazımlık alıp ortaya koydum, tüm girişimim budur..Zaten bizim Toti de nefret etti o lazmılıktan, arada bir içine top atmak sureti ile basket potası şeklinde kullanılıyor...Kılımı kıpırdatasım yok bu hususta.. Üşeniyorum, üşendikçe gözümde büyüyor, gözümde büyüdükçe üşeniyorum..yumurta-tavuk-yumurta....

Konuşma hızlanıyor..Tekrarlar çoğaldı, bazen bayağı net kelimeler çıkıyor ağzından..İnsanları ismiyle çağırmaya bayılıyor, askerlik arkadaşıymış gibi sesleniyor arkadaşlarımıza, tonlamalar pek komik, vidyo çekmeli aslında..."Sonemann" diye geliyor kapıya Süleyman "efendi" ekmek getirince, zaten şu sıralar idolu o kendisinin, kocaman bir hortumla ve bayağı tazyikli suyla suluyor ya bahçeyi.. (şu tazyik de ne kıl bir kelimdedir.?) Arada bir eline verince hortumu Arda' nın, Süleyman beyden iyisi yok hayatta onun için!! :)

Odasını değiştirdik..Ama fotolarla başka bir yazı konusu olsun bu...Artıları da eksileri de oldu oda değişikliğinin..



Geçen pazar İncek TYK ya gittik..Malum Arda aktivite sevmez, oyuncak sevmez, diğer tüm çocukların sevdiği, istediği şeyleri sevmez, istemez, çekiniktir, yenilik sevmezdir...E geçen yazdan beri de yüzmeyle işi olmadı zavallının, büyük ihtimal havuza ayağını sokmaz dedim giderken...Tüm bebeler oynaşır suda, biz bir kenarda otururuz kös kös...Evet, çocuk havuzundan nefret etti ama büyük havuzda bir eğlendi, bir çoştu zevkten 4 köşe oldum anası olaraktan, günahını aldığım içinde fırçayı kaydım kendi kendime, içimden...
Eğer bu yaz sık sık gidebilirsek havuza, eğer her gittiğimizde bu kadar istekli ve keyifli olursa kendisi, kolluk saçmalığına girişmeden güzel bir adım atmış olabiliriz yüzme adına...Bakalım, çok heveslenmeyeyim, malum bir günü bir gününü tutmuyor bu modellerin...
Yazdıklarımı okudum da, galiba bizim takımdaki hırslı veliler gibi olacağım ben ilerde :) Boyunlarına birer kronometre takıp yarışlarda boğazları patlayana kadar bağırırlardı çocuklarına "Çeeekkk, ayak vur, hadiii, bastırrr" diye..Yarış bitince de antrenörlerle polemiğe girerlerdi, kendi tuttukları derece daha doğru diye..Kamplara filan gelirlerdi bizim otobüsümüzle, her şeye nane olurlardı...Allahım sen tut beni, aklıma mukayyet ol! Beni hırslı veli yapma, kendi anama-babama benzet, ne güzel çocuğumuz spor yapıyor diyerek uzaktan seyretmemi, destek olmamı sağla..Amiiin! :)



22 Temmuz 2010 Perşembe

Aklım başımda değil hala...



Hala etkisinden çıkamadım..Çok acayip bir tecrübeydi..Arda' nın doğumundan sonra yaşadığım en etkileyici, en heyecan verici, en beni hayretlere düşüren şeydi Asya' dan Avrupa' ya yüzmek..İyi ki yaptım ben bu işi..Kendimle gurur duyuyorum desem çok mu kibirlenmiş olurum acaba ? :)
Nasıl anlatılır ki, nereden başlanır ki....

Yarış sabahı gergin ama komik halimiz, Kuruçeşme parkındaki panayır yeri gibi şenlikli sporcu alanı, bir sürü tanıdık görmek, "yarış geyiği" yapmak, teknelerle Kanlıca' ya giderken bize eşlik eden yunusların yarattığı coşku, alkış kıyamet onları selamlamamız, midede hissedilen heyecan krampları, diğer yüzücülerle yaptığımız şamata, start anındaki kaos, Esra' yı takip edeceğim diye su altında hafiye gibi süzülmem...
Kalabalıktan sıyrılıncaki sakin ve senkronize seyrimiz, ucu bucağı olmayan depderin mavilikte bir başına yüzmek, Fatih Sultan Mehmet köprüsünün altından sırt yüzerek geçip köprüyü seyretmek, kafamı kaldırdığımda Rumeli Hisarını görmek, nefes alırken Kuleli Askeriyi izlemek, denizin ortasında "ne tarafa?" diye kısa pazarlıklar yapmak..

Arkamızdan gelip bizi geçen genç erkek yüzücülerin sayesinde "doğru yolda" olduğumuzu anlamak, sevinmek, derin bir oh çekmek, akıntıyı iyi yakalamış olmanın dayanılmaz hafifliği, 54 dakikada kendimizi Kuruçeşme' de bulmak, can havliyle çıkmak, kolumuzdaki çipleri okutmak, derecelerimize sevinip Esra'yla kucaklaşmamız, şaşkınlık, sevinç, gurur, yarışı bitiren diğer takım arkadaşlarımızı karşılamak, onların derecelerine sevinmek.....
Hepsi çok acayipti..anlatılınca hakkını verememe endişesi yaratacak kadar yoğundu..

850 katılımcıdan 561 tanesi yarışı bitirdi. Genel klasmanda bu 561 kişiden 56. oldum.
Yaş grubumda, yani 30-39 yaş kadınlarda ise 6. olarak bitirdim.
Karaya ayak basan 11. kadınım vede yine karaya ayak basan Türk kadınlar arasında 3. yüm, ama böyle bir madalya tabii ki yok!! :)

Engelli sporcular vardı, her birini yürekten alkışladım, gözlerim dolarak, göğsüm gururla kabararak...Yabancılar vardı, Güney Afrika Cumhuriyeti'nden tut Romanya' ya, İspanya' dan ABD' ye...Su çok temizdi, finişe gelirken Kuruçeşme'de bir kaç denizanası, o kadar..Zaten onları da gözüm görmedi o esnada...Merak eden var ise; Evet, bol bol su yuttum, hala yaşıyorum! :)

Çok keyif aldım ben bu işten, eskiden maratonu bırak uzun mesafe yarışları bile içimi bayardı ama sanırım kanımda varmış benim maratoncu olmak! :)

Eee? Şimdi sırada ne var..? Çanakkale mi dediniz..?? :)

Bekleşirken

Dodo dayı ve Ali amca da yarıştılar

16 Temmuz 2010 Cuma

Gidiyorum yine..kıtalar arası bi işim var bu sefer..

Çok az kaldı..
Düşünürken mideme giren kramplar çoğaldı..
Keşke daha çok hazırlansaydım..
Yumurta-kapı ilişkisi hayatımda yine başrolde..
Hep mi son ana bırakır bir insan..?
Öyle yada böyle...gidiyorum...kafaya taktım bir kez..
Kıtalar arası bi sözüm vardı..onu halletmeye..
Asya' dan Avrupa' ya yüzmeye..
*
Bazen diyorum, ne işin var Itır, otur oturduğun yerde..
Sonra katılımcı listesindeki 1930 lu amca geliyor aklıma..(amca mı desem dede mi..bilemedim)
Ve Hayır, oturma diyorum, oturma ki, sende 80 ine gelince hala çakı gibi ol..o amca gibi..
*
Herşey yolunda gider de bitirirsem yarışı, çok gurur duyacağım kendimle..
Oğlum da büyüyünce gurur duysun istiyorum..İstanbul' da arkadaşları ile gezerken, "benim annem taaaa ordan buraya kadar yüzmüş, yaaa?!" diye arkadaşlarına hava atsın istiyorum :)
Geçmişte yüzmeye verdiğim tüm emekler (gidemediğim şubat tatilleri, yıllarca sabah 5 te kalkarak uyuyamadığım sabah uykuları, takılamadığım lise partileri de bu emeklere dahildir!) yıllar sonra böyle taçlansın istiyorum..
*
İstanbul' dan döneli 48 saat olmadan yine gidiyorum..yorgunum..uykusuzum..boğazım acımaya başladı üstüne üstlük..canım sıkıldı..Pazar sabahına kadar iyice dinlenmeliyim..
*
Arda' dan 1 hafta içinde ikinci ayrılığım olacak öte yandan..Bir laf vardı, neydi? "8 çarşamba bir araya geldi" miyidi, ne? Attım..Neyse o hesap, her bir halt aynı haftaya sıkıştı...Bu sefer 3 gün-2 gece ayrıyız, sanırım o yüzden de kendimi kasmış vaziyetteyim..Sabahtan beri ota boka gözlerim doluyor..
*
Çok heyecanlıyım çoookkk...Herşey bitsin, pazartesi olsun istiyorum, bir an önce, alnımın akıyla..
Meraklısına Avrasya maratonu ile ilgili bilgi: Tık
"Kafayı yemişsin sen kızım!" demek isteyenler için parkur: Tık :)

8 Haziran 2010 Salı

Blog 1, Arda 2, Anne morali 0 !!


Marmaris' te çok eğlenmiş olmalıyız ki dönüşü biraz tatsız oldu. Göçebe hayatımız, Arda' nın hastalığı, benim "back to life, back to reality" hüznünü dibe vurdurmam filan Hazirana nahoş başlamamıza neden oldu..Pek keyifsiz geçirdim ilk haftayı, şimdi de nezle oldum..ağırından, kafam kazan gibi, salya sümük vaziyette ofiste mütemadiyen aksırıp tıksırıyorum..Arda iştahsız, iyice yemek seçer hatta yemez oldu. Şimdiye kadar böyle dönemler olmuştu ama takmamıştım, son zamanlardaki yemek seçmesini de takmıyordum ama şimdi ilk defa zayıflayan oğluma üzülüyorum..Ne yapsam da severek yese diye düşünüp hiç bir cevap bulamıyorum..Fatoş bir an önce dönsün eski hayatımıza dönelim istiyorum..

İlk yazımı 6 Haziranda yazmışım..Demek ki 1 yıl olmuş blog yazmaya başlayalı..Bazen çok şevkleniyorum, bazen canım hiç istemiyor..Arada adını değiştireyim diyorum hani büyüyünce komik mi kaçar adı, (hoş ne kadar büyüyene kadar devam ederim bilemiyorum) yada kendisi okur mu,kıl olur mu, kız arkadaşları okur mu, dalga geçerler mi filan diye düşünüyorum.. sonra da amaaan diyorum..sallaaaa! Blog tuttuğuma şükretsin cüce! :)
Belki alternatif bir isim bulunca değiştiririm..bakalım..
Doğum günü de çok yaklaştı Totinin, yazık ki bu kaotik ve hastalıklı halde içimden pek bir şey yapmak gelmiyor, aslında pek de hevesliydim bu yıl...Belki geçen seneki gibi yakın arkadaşlarımızı terasa çağırır, "biz doğurduk biz eğlenelim" tadında takılırız..Asıl gün salıya denk geldiği için o gün iş çıkışı akşam da aile ile pasta kesebiliriz..bakalım...

Ayyh çok negetif gördüm kendimi :) Susayım da bir kaç Marmaris fotosu ile şenlenelim bari..

"Vay be, böyle bişiyin varlığından niye haberdar etmedi kimse beni bu vakte kadar.??!"


"Bezim şişmiş ana! Aç şunu da havalansın alt taraf!"

"Bu kumlu çocuk havuzunun hastası oldum!"

27 Mayıs 2010 Perşembe




Bu akşam Marmaris'e gidiyoruz, Ana toti yarışacak yine..Masterlar Türkiye Bahar Kupası 29-30 Mayıs tarihlerinde Marmaris kapalı yüzme havuzunda..Bursa gibi hezimetle mi sonuçlanır yoksa Ankara' daki yarışlar gibi kralından altın madalyaları toplar mıyım bilemiyorum ama bu seyahat bizi rutinimizden çıkaracak, nefes aldıracak ve iyi bir değişiklik olacak gibi hissediyorum..

Zaten yarışlar ile Haziran ayına hızlı ve karman çorman başlıyoruz..Fatoş ablanın da bizden bir gün sonra Almanya' ya uçması ile ayın ilk 15 günü normal rutinimizden bayağı farklı gelişecek gibi gözüküyor..Marmaris dönüşü ananelere taşınıyoruz..Fatoş ablanın olmadığı ilk hafta Arda Totisi anane ve dede tarafından asiste edilecek, biz şehre işe gidip geleceğiz.. Ardından anane ve dedenin de yurtdışına gitmesi ile 2. hafta babaanne devreye girecek, bu sefer evlerin yakın olmasından mütevellit geceleri kendi evimizde kalacağız, gündüzleri babaanne bizim eve misafir olacak..Bu esnada da Arda' nın doğumgünüsü gelmiş çatmış olacak, ben bu koşturma içinde pek de istediğim hazırlıkları yapamamış olacağım sanırım...

Neyse doğumgünü ile birlikte normal hayatımıza döneceğiz inşallah, Fatoş abla da yurda dönmüş olacak, taaa Eylüle kadar seyahat - tatil filan da olmayacağı için kavruk Ankara'da pişe pişe bol rutinli bir yaz geçireceğiz..
Neyse daha bavul yapılacak, Arda' ya yolluk dut kurusu filan alınacak..çok iş var..ben kaçar..
Bana şans dileyin de elim boş dönmeyeyim yarışlardan!! :)

3 Mart 2010 Çarşamba

Gri Bursa' dan havadisler

Gıpgri Bursa' dan pazar akşam döndük. Hava sürekli akşam hissi verecek derecede griydi ve yağmur hiç eksik olmadı, tabii benim için hiç dert değil zira pek severim bu havaları. Ama üzerine yarışların yapıldığı Bursa kapalı yüzme havuzunun yıllardır tadilat görmemiş hali ve kasveti, otelin eski püskü havası, üzerine de eski rakibem Bulgar kökenli N. nin de pisinlere dönmesiyle altınları ıskalamam eklenince, bir ara "ne işim var benim burda yahu" kıvamına geldim, ama bayrak yarışındaki müthiş performansımız ile çarçabuk silkinip toparlandım :)
Evet bu yarışlarda altınım, rekorum yok. 3 gümüş, 1 bronzla idare edeceğiz artık! :)
Çok keyifli bir seyahat oldu, Cuma yola çıkıp pazar akşamı döndük, maaile; Anane, babaanne, büyükbaba, dayı, Bilge, Ekin. Dönüşte Banu' larla peşpeşe seyahat edip, Eskişehir civarında çiğbörekçide beraber mola verince en cümbürcemaat halimize ulaştık ve uzun bir masa donatıp çoluk çombak "çibörek" leri midelere indirdik.
Arda genel olarak çok uyumluydu, bir iki kere tribünde ben yarışa giderken "Anneeeaaa, bırakma beniieeaaa!!" (son iki kelime ardaca) tarzında ufak çaplı krizler oldu ama o da pek normal. Bazen ayrı takıldık, ben takımla hareket ettiğimde babası ve babaannesi ile otelde kaldı, rahatça kahvaltılarını edip sonradan geldiler yanımıza, veya annane ile onun çocukluk arkadaşı Ayşen teyzenin evine gittiler, orda Ayşen Teyze' nin torunu Şan ile oynadı, boğucu, nemli havuzdan biraz uzaklaşmış oldu.
Bazen tribünde kuzen Ekin ve Mira ile oyalandılar; 3 cücenin kıtlıktan çıkmış gibi 2 paket çubuk krakeri 10 dakikada tarumar etmeleri, Ekin'le Arda' nın el ele tribünlerde dolaşmaları ve en son çiğbörekçide Mira ve Arda' nın çekingen gülümsemelerle birbirlerini öpmeleri süper karelerdi, fotoğraflayabildim mi? Hayııırrrrrrr!!! Maalesef bu yolculukta foto açısından basiretim bağlandı.. Çok az olan fotolardan flu olanları da ayıklayınca elimde 3-4 tane "ehhh" fotoğraf kaldı.
Bu arada Banu' nun blogunda değindiği gibi "Türkiye' de sporcu olmak, futbol dışında bir sporda varlık gösterebilmek için çabalamak, muhteşem eğitim sistemimizle amatör spor nereye kadar ve nasıl gider, sabah akşam antreman yapılarak nasıl her sene ikmale kalınır, ÖYS vakti gelince nasıl da yılların birikimi lööp diye çöpe atılır" konulu bir post yazmakda aklımın bir köşesinde, not ettim!
Son olarak curcunadan dolayı kestane şekeri almayı unuttuğumuzu evde bavulları açarken farkettim. Bi de iskender dışında dünyayı yedik :)

25 Şubat 2010 Perşembe

Bursa yolcusu kalmasın!


Yarın yola çıkıyoruz, maaile; çekirdek totiler ve babaanne, dede. Anane de bugünden otobüsle gitti. Sebep: Ana toti yine yarışacak!!
Masterlar Türkiye Kış kupası İstanbul' da olacaktı, Bursa' ya alındı. Olsun, gitmişken iskender üzerine de kestane şekeri yeriz! :)
Geçen yarışların üzerinden 4 ay geçti ben hala buraya resimleri koyamadım, güya yarış dedikoduları ve resimler hemen "kompile" bir post yapılacaktı ama olamadı işte..
Bu yüzme işine dönmek benim için çok iyi oldu; hem fiziksel hemde ruhsal olarak, öte yandan da Arda için süper bir anı olacak diye düşünüyorum, bu yaşında anasıyla kürsüye çıktı, az mı?? :)
Bu arada A.Ü. çok iyi bir kulüp, havuzu da harika, yaşı gelince miniklere başlar belki kim bilir? Bazen antremanda miniklere rastlıyorum, kenarda ısınırlarken filan seyrediyorum, çoook tatlılar, bacaksızlar ordusu şeklinde gelip takılıyorlar, sudaki halleri ise inanılmaz şeker! :)
Uzun lafın kısası yarın yolcuyuz. Arda ile gittiğimiz için takım otobüsü yerine arabayı tercih ettik. Dedenin zaten işleri varmış orda, babaannede destek kuvvet olarak gelmek istedi, hem bana, hem Arda' ya :) Anane Bursalı olmaktan mütevellit zaten hazırdı gitmeye, işte böylece cümbür cemaat bir ekip oluverdik!
Geçen yarışlara hazırlandığım gibi hazırlanamamış olsam da, biraz "fasulyeden" tadında 4 ferdi 2 tanede bayrak olmak üzere 6 yarış yüzeceğim, bakalım yine ana-oğul totiler olarak kürsüye çıkabilecek miyiz??

Kürsüde resim bulamadım..indikten sonra, tribünleri selamlarken :)

19 Ekim 2009 Pazartesi

Yarışlara 2 hafta kaldı!!

Uluslararası Cumhuriyet Kupası, masterlar yüzme yarışları 30 Ekim - 1 Kasım 2009 tarihlerinde Ankara Üniversitesi yüzme havuzunda! Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi Anne Toti olarak C3 kategorisinde (35 - 40 yaş grubu) pisinlere geri dönüyorum. Geçen hafta lisansım çıktı, bu hafta da eşofmanlar filan verilecekmiş :) Ne kadar nostaljik!
Bu arada artık ultra modern bir şekilde, gireceğimiz yarışları internetten kendimiz seçip, kayıt yaptırıyoruz. Eskinin çarşaf misali lisanslarının yanında yeni mini lisanslar da gayet şık ve pratik gözüküyorlar!
Hangi yarışları mı seçtim: İşte kahraman emekli yüzücü anne totinin yarış listesi:
50, 100, 200, 400 serbest, 50,100 sırt vede bayraklar. Toplam 6 yarış ve sanırım 2 bayrak! Deli miyim neyim, neden 400 serbeste de kayıt yaptırdım bilemiyorum ama en azından Tuncay Hoca' nın gazına gelip 800 e girmiyorum! O kadar da değil yani! :)
İstediğim kadar antreman yapamasam da, kendimi hiç hazır hissetmesemde heyecanla bekliyorum yarışları. Emektar yüzücüler olarak bol bol eski günleri yad edeceğiz, heyecan yapacağız, birbirimize tezahürat yapıp rezil derecelerimize güleceğiz!! :-)
Sonuçlar, fotolar, dedikodular, hepsi yarışlardan sonra burada...

4 Ağustos 2009 Salı

Savulun ''Master''lar geliyor!!!

Evet efendim, bugün itibarı ile antremanlara başlamış bulunmaktayım. Ankara Üniversitesi ''Masterlar'' takımının bir parçası olaraktan bendeniz Anne Toti ''the Master'' eski zamanın moda deyimiyle ''pisinlere'' dönüyorum!!
Nedir bu Master olma durumu? Kimdir Master? Kısaca ''emekli sporcu'' denebilir. Dünyada birçok sporun master klasmanı var. Zamanında o sporu icra etmiş, bırakmış ve yeniden yapmaya başlayanlara verilen ad diye kabaca açıklayabiliriz. Yaş konusunda bir sınırlama yok sanırım, zira 60 yaş grubu bile var. Çok detay bende bilmiyorum açıkçası, çok da merak etmedim yani; yıllar sonra kurtlanan, macera arayan, yağ bağlamış, yaşlı kişilerin toplaşıp nostalji, eğlence ve e hadi biraz da spor yapma dürtüsü ile harekete geçmesi diyelim...bizim dalımızda ise klor kokusu müptelalığını da eklemeliyim ;)
Her şey facebook da master olarak yüzme hayatını sürdürmekte olan arkadaşlarımızın fotoğraflarına yorum yazmakla başladı, ''bayrak takımı kurar mıyız? İhtiyaç var, yarışlar olacakmış, aman da ne eğleniriz'' diye geyik çevirirken Elif Atamer ile feci gaza geldik, Esra Önen ile görüştük, lisans çıkarmak için sağlık raporu filan derken bugün kendimi havuzda buldum!!
29 Ekim' de A.Ü. havuzunda Masterlar Avrupa Şampiyonası olacakmış. Antreman yapıp, bayrak takımını kurup en bi kahraman masterlar olaraktan A.Ü. adına yarışacağız. Tabiki Elif'le amacımız bir yandan da bir türlü yok olamayan doğum kilolarımız vede pek sevimli göbeklerimizden kurtulmak. Ama yarışlarda -umduğumuz gibi giderse tabii- yaşayacağımız nostalji, keyif, heyecan vede takım ruhu hiç birşeye değişilmez. Keşke hayalini kurduğumuz gibi farklı şehirlere göç etmiş eski takım arkadaşlarımız da gelebilse ve tribünleri ciyak ciyak tezahüratlarımızla çınlatabilsek!!! :)

Son zamanlarda beni heyecanlandıran en keyifli olay budur. Sadece göbeğime değil ruhumun derinliklerine de ilaç gibi geleceğinden eminim....


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...