Bir çoğumuzun postların altında "Biraz daha gez bakalım blogumda" minvalinde kullandığımız "You might also like" - LinkWithin ile ilgili bir sorum var..
Neden benimki sadece ilk yıl yazdığım postları ısıtıp ısıtıp getiriyor önümüze? Neden güncel yazılarımı da kapsamıyor? Uygulamayı iptal edip tekrar yükledim ama bir şey değişmedi..Kullanan, aynı sorunu yaşayan, çözüm odaklı arkadaşlar :) aranıyor!! :)
Bilen var mı bu konuyu, şu teknoloci özürlüye bir yardım ediverin hele..!
:-)
31 Ocak 2012 Salı
8 biterken
İkinci bebede zaman daha bir çabuk geçiyormuş, hatta uçuyormuş. Ne ara doğdu da, ne ara 40'ı çıktı da, ne ara 8 aylık oldu bizim Aylin kız? Bir harala gürelenin içinde büyüyor kendi kendine yavrucak! Hastalıktı, kıskançlıktı, "aman da ne zormuş bu iş" diye vırvırlanıp dururken 8 ay geçivermiş bile.
Cumartesi günü baba ile abi alışverişe gitmişti, evde yanlızdık kız kıza, ilk defa benimle bilinçli bir şekilde oyun oynadığını farkettim, çok komiğime gitti!
Şöyleki; bizim büyük yatağın ayak ucuna koydum kendisini, hızla emekleyerek yastıklara doğru gitti ve birden yan dönüp oturma pozisyonuna geçti bana bakmak için. Fakat bu hareketle birden o kadar kenara yaklaştı ki "Ayliiin!" diye üstüne atladım tutmak için. İşte o an kikirdeyerek tekrar kaçtı ve kendini yastıkların üzerine atıp kahkahalar atmaya başladı. Sonrasında ben oyunu farkedince tekrar etmeye başladık; ayak ucundan start veriliyor, arkasına baka baka kaçıyor ve ben "Tuttum seni!" diye bağırıp bacağına dokunduğum an basıyor kahkahayı! Eğer ben başka bir şeyle ilgilenirsem de resmen "hadi bir daha yapalım" der gibi kaçış pozuna giriyor...
Muhtemelen sıradan bir davranış, tam ayına göre, neden bu kadar etkilendim bilmiyorum..Sanki ilk bebemmiş gibi heyecan ve gurur yaptım!
Aslında 2. bebede her şeye hakim olacağız sanıyorduk ya..öyle değil işte..Bir çok şey unutulmuş gitmiş. Evet bir el alışkanlığı var sanki, bir rahatlık, bir adam sendecilik..Ama bir çok detayı da hiç hatırlamıyorum. Bazen Arda' nın aynı dönemdeki fotolarını bulup bakıyorum ve giydirdiğim kıyafetten tut, yaptığımız oyunlara, ruh halime kadar bir çok şeyi ancak o şekilde hatırlıyorum. Bir de defterimiz vardı, uyuma saatleri, yedikleri filan yazılırdı Arda'nın.. O defteri buldum geçen; yedirdiklerimize baktım, gözlerim faltaşı oldu. Tabii iki bebeniz taban tabana zıt ise bu "ilk çocukmuş gibi aciz hissetme"sendromunu daha bir canlı yaşıyorsunuz...Mesela katı gıdaya geçişte kendimi feci antremansız hissediyorum..Arda'nın defterinden kahvaltı tarifi bile çalmışlığım var o kadar yani..Neyi neye katıyorduk hiç aklıma gelmiyor..Hayal gücüm, yaratıcılığım bitmiş durumda, bunda tabii sürekli ağzını büzüp kitleyen bir düdüğün de payı büyük, motivasyon sıfır!!
Neyse konuyu dağıtmayalım, Aylin hanım 7. ayını doldurmaya az kala emekledi (Aralık 3. hafta) Arda' yı tam hatırlamasam da sanırım 7-7,5 gibi emeklemişti. Aylin kız emeklemenin akabinde tırmanmaya, tutunup kalkmaya başladı. Boyuna göre bir şeyler bulunca (Arda'nın sandalyeleri mesela) hemen tutunup ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. Arda bu işi çok daha sonra yapmıştı diye hatırlıyorum.
Bu arada Aylin'in tam bir cazgır kız olacağını da anlamış bulunmaktayım. Aslında gayet sakin gibi görünse de bazı konulardaki cadılık potansiyeli ileride bizi öttüreceğinin sinyallerini veriyor!.. Misal şurup içme. Arda ile bu konuda o kadar rahattık ki, Calpol içemeyen çocuklar olduğunu ve onlara fitil yapıldığını duyduğumda acayip şaşırmıştım. Şimdi Paranox fitil ecza dolabımızın en olmazsa olmazı! Eline damar yolu açılırken hayretle inceleyip gıkı çıkmayan ve hemşirelerin takdirle uğurladıkları Arda dan sonra kolunun altına derece koymak için savaş verdiğim Aylin...Biliyorum hastanede ciyak ciyak ağlayan bebelere bakıp burun kıvırmayacaktım zamanında, başıma beteri geldi!! Tırnak kesilmesi mesela..Bu kadar mı olay olur kardeşim? Buruna serum fizyolojik yapmak, heleki Otribebe ile çekmekten bahsetmeyeyim bile! Bu gibi durumlarda Aylin'e tek bir sıfat yakıştırıyorum: "İlletyus" !! :)
Bitirirken alt 2 dişinin de 7 ay sonunda çıktığını not edelim. Dişleri aylık kontrolde Emel Hanım farketmişti.
Foto 6,5-7 ay civarı..Ofis bilgisayarında güncel foto bulamadım.
Cumartesi günü baba ile abi alışverişe gitmişti, evde yanlızdık kız kıza, ilk defa benimle bilinçli bir şekilde oyun oynadığını farkettim, çok komiğime gitti!
Şöyleki; bizim büyük yatağın ayak ucuna koydum kendisini, hızla emekleyerek yastıklara doğru gitti ve birden yan dönüp oturma pozisyonuna geçti bana bakmak için. Fakat bu hareketle birden o kadar kenara yaklaştı ki "Ayliiin!" diye üstüne atladım tutmak için. İşte o an kikirdeyerek tekrar kaçtı ve kendini yastıkların üzerine atıp kahkahalar atmaya başladı. Sonrasında ben oyunu farkedince tekrar etmeye başladık; ayak ucundan start veriliyor, arkasına baka baka kaçıyor ve ben "Tuttum seni!" diye bağırıp bacağına dokunduğum an basıyor kahkahayı! Eğer ben başka bir şeyle ilgilenirsem de resmen "hadi bir daha yapalım" der gibi kaçış pozuna giriyor...
Muhtemelen sıradan bir davranış, tam ayına göre, neden bu kadar etkilendim bilmiyorum..Sanki ilk bebemmiş gibi heyecan ve gurur yaptım!
Aslında 2. bebede her şeye hakim olacağız sanıyorduk ya..öyle değil işte..Bir çok şey unutulmuş gitmiş. Evet bir el alışkanlığı var sanki, bir rahatlık, bir adam sendecilik..Ama bir çok detayı da hiç hatırlamıyorum. Bazen Arda' nın aynı dönemdeki fotolarını bulup bakıyorum ve giydirdiğim kıyafetten tut, yaptığımız oyunlara, ruh halime kadar bir çok şeyi ancak o şekilde hatırlıyorum. Bir de defterimiz vardı, uyuma saatleri, yedikleri filan yazılırdı Arda'nın.. O defteri buldum geçen; yedirdiklerimize baktım, gözlerim faltaşı oldu. Tabii iki bebeniz taban tabana zıt ise bu "ilk çocukmuş gibi aciz hissetme"sendromunu daha bir canlı yaşıyorsunuz...Mesela katı gıdaya geçişte kendimi feci antremansız hissediyorum..Arda'nın defterinden kahvaltı tarifi bile çalmışlığım var o kadar yani..Neyi neye katıyorduk hiç aklıma gelmiyor..Hayal gücüm, yaratıcılığım bitmiş durumda, bunda tabii sürekli ağzını büzüp kitleyen bir düdüğün de payı büyük, motivasyon sıfır!!
Neyse konuyu dağıtmayalım, Aylin hanım 7. ayını doldurmaya az kala emekledi (Aralık 3. hafta) Arda' yı tam hatırlamasam da sanırım 7-7,5 gibi emeklemişti. Aylin kız emeklemenin akabinde tırmanmaya, tutunup kalkmaya başladı. Boyuna göre bir şeyler bulunca (Arda'nın sandalyeleri mesela) hemen tutunup ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. Arda bu işi çok daha sonra yapmıştı diye hatırlıyorum.
Bu arada Aylin'in tam bir cazgır kız olacağını da anlamış bulunmaktayım. Aslında gayet sakin gibi görünse de bazı konulardaki cadılık potansiyeli ileride bizi öttüreceğinin sinyallerini veriyor!.. Misal şurup içme. Arda ile bu konuda o kadar rahattık ki, Calpol içemeyen çocuklar olduğunu ve onlara fitil yapıldığını duyduğumda acayip şaşırmıştım. Şimdi Paranox fitil ecza dolabımızın en olmazsa olmazı! Eline damar yolu açılırken hayretle inceleyip gıkı çıkmayan ve hemşirelerin takdirle uğurladıkları Arda dan sonra kolunun altına derece koymak için savaş verdiğim Aylin...Biliyorum hastanede ciyak ciyak ağlayan bebelere bakıp burun kıvırmayacaktım zamanında, başıma beteri geldi!! Tırnak kesilmesi mesela..Bu kadar mı olay olur kardeşim? Buruna serum fizyolojik yapmak, heleki Otribebe ile çekmekten bahsetmeyeyim bile! Bu gibi durumlarda Aylin'e tek bir sıfat yakıştırıyorum: "İlletyus" !! :)
Bitirirken alt 2 dişinin de 7 ay sonunda çıktığını not edelim. Dişleri aylık kontrolde Emel Hanım farketmişti.
Foto 6,5-7 ay civarı..Ofis bilgisayarında güncel foto bulamadım.
Bu pembe battaniye olmadan uyumuyor bu arada :)
27 Ocak 2012 Cuma
Yer yatağında cüceye bekçilik ve eşlik etme sorunumuz!
Ne zaman kendi kendine uyuyacak Arda? Ne zaman uyuyana kadar yanında kalmamız gerekmeyecek? Bilen, deneyimlemiş olan varsa beri gelsin zira soracaklarım var!!
Geçen akşam bir dolu planım vardı; kızı uyuttuktan sonra Arda'yı Memo'ya satıp banyo yapmak, ki gerçekten banyo vaktim gelmişde geçiyordu, sonrasında aramam gereken ve belki aylardır konuşmadığım 2 arkadaşımı arayıp laklak etmek ve sonra süt-kurabiye eşliğinde yatağa kurulup Grey's Anatomy 8. sezona "artık" başlayabilmek için ilk bölümü seyrederek şeytanın bacağını kırmak..tüm bunlar yolunda gidersede bir değişiklik yapıp 12:30 u geçirmeden uyumak..
Ne oldu peki?
Kız uyudu, Arda ile vakit geçirildi, uyku vakti gelince Arda arıza yaptı, planlanan saatten yarım saat geç yatağa yollandı, onlar odada kitap okurken ortalığı toplamaya koyuldum, derken kız cızırdadı, geri uyutmaya odasına yollandım, tam uyuduğu sırada Arda bağırıp ağlamaya başladı, kız uyandı, geri uyutmak için çok çabaladım, uyudu, Arda'nın odaya gittim zira hala ışık sönmemiş ve düdük mızırdanıyordu, kapıyı açtığımda "annemle uyuyayım lütfen, ühühüh baba sen giiit" demesi ve yalvaran gözleri ile karşılaştım, kıyamadım, yanına kıvrıldım, kalan kitabı bitirdik, ışık söndü, Arda döndü durdu, uyumak bilmedi, ben "Grey's A. yalan oldu, kızları yarın ararım, bari banyo yapabilsem, işe böyle gidemem artık...." diye düşünürken...Mehmet' in dürtmesiyle uyandım, tek gözüm kapalı, diğeri seğirerek saate baktım; saat 11:30 ve bünye sersem sepelek!Ne banyoya girilir ne bişey..dooğru yatağa yapışılır ve işe yağlı kafayla gidilir...
Arda'nın suçu ne bu noktada? Suçu filan yok tabiiki, biz çocuğa kendi kendine uyumayı öğretemedik, sorun burada. Aslında bu konuda girişimimiz olmadı değil. 9 aylıkken yoğun bir hazırlık ve araştırma döneminin ardından Ferber'i denemiş, çok ağlama, hırpalanma olmadan da 3 gün içinde kendi kendine uyur olmuştu. Artık emzirip, yatağına bırakıp iyigeceler diyerek odadan çıkıyordum ve cüce yataktaki oyuncakları ile konuşa konuşa uyuyordu. Muhteşemdi!! Fakat 13 ay civarında hastalık+evde tadilat dolayısı ile 10 gün annemlerde kalış ertesinde bir gecede Ferber'i yerle bir etmiş, eskisi gibi memede uyuma halimize dönmüş ve 22 ay bu şekil devam etmiştik.
Meme olayı bitince bir müddet omzuma yatırıp ninni ile devam etmiş fakat bastıran yaz sıcakları ile derhal yatağa geçmiştik. Bu arada yatağın parmaklıkları çıkmıştı ve düşerse yumuşak düşüş yapsın diye yatağın yanına koyduğum mindere tüneyerek kendisine kitap okur ve öylece uyur olmuştuk. Bu geçiş çok kolay olmuştu bu arada..Onca ay meme ile kucak kucağa uyuyan Arda hiç arıza çıkarmamış hemen olaya adapte olmuştu. Yalnız uyuma süreleri pek de kısa değildi. 1 kitap, 2 kitap, 3, 4..Derken ışık kapandıktan sonra masal istedi, derken eski bakıcının katkısı ile sırt kaşıma...
Şimdi masal kalktı, kendisi istemiyor, belki de beğenmiyor bizim masalları..Sırt kaşıma kreşe başladığı zaman bitmişti zaten..Ama uyuyana kadar biri muhakkak yanında olmalı..Ya anne , ya baba..Ama anne tercih sebebi..
Nasıl biter bu durum? Kitabını okuduktan sonra ne zaman iyi geceler öpücüğü verip ışığı kapatacağız? Nasıl olacak bu geçiş?? Gerçekten ihtiyacım var bu yollardan geçenlerin yorumlarına, taktiklerine..Zira o odada uyuyakalmaktan hem benim, hem Memo'nun sıtkı sıyrıldı...
Geçen akşam bir dolu planım vardı; kızı uyuttuktan sonra Arda'yı Memo'ya satıp banyo yapmak, ki gerçekten banyo vaktim gelmişde geçiyordu, sonrasında aramam gereken ve belki aylardır konuşmadığım 2 arkadaşımı arayıp laklak etmek ve sonra süt-kurabiye eşliğinde yatağa kurulup Grey's Anatomy 8. sezona "artık" başlayabilmek için ilk bölümü seyrederek şeytanın bacağını kırmak..tüm bunlar yolunda gidersede bir değişiklik yapıp 12:30 u geçirmeden uyumak..
Ne oldu peki?
Kız uyudu, Arda ile vakit geçirildi, uyku vakti gelince Arda arıza yaptı, planlanan saatten yarım saat geç yatağa yollandı, onlar odada kitap okurken ortalığı toplamaya koyuldum, derken kız cızırdadı, geri uyutmaya odasına yollandım, tam uyuduğu sırada Arda bağırıp ağlamaya başladı, kız uyandı, geri uyutmak için çok çabaladım, uyudu, Arda'nın odaya gittim zira hala ışık sönmemiş ve düdük mızırdanıyordu, kapıyı açtığımda "annemle uyuyayım lütfen, ühühüh baba sen giiit" demesi ve yalvaran gözleri ile karşılaştım, kıyamadım, yanına kıvrıldım, kalan kitabı bitirdik, ışık söndü, Arda döndü durdu, uyumak bilmedi, ben "Grey's A. yalan oldu, kızları yarın ararım, bari banyo yapabilsem, işe böyle gidemem artık...." diye düşünürken...Mehmet' in dürtmesiyle uyandım, tek gözüm kapalı, diğeri seğirerek saate baktım; saat 11:30 ve bünye sersem sepelek!Ne banyoya girilir ne bişey..dooğru yatağa yapışılır ve işe yağlı kafayla gidilir...
Arda'nın suçu ne bu noktada? Suçu filan yok tabiiki, biz çocuğa kendi kendine uyumayı öğretemedik, sorun burada. Aslında bu konuda girişimimiz olmadı değil. 9 aylıkken yoğun bir hazırlık ve araştırma döneminin ardından Ferber'i denemiş, çok ağlama, hırpalanma olmadan da 3 gün içinde kendi kendine uyur olmuştu. Artık emzirip, yatağına bırakıp iyigeceler diyerek odadan çıkıyordum ve cüce yataktaki oyuncakları ile konuşa konuşa uyuyordu. Muhteşemdi!! Fakat 13 ay civarında hastalık+evde tadilat dolayısı ile 10 gün annemlerde kalış ertesinde bir gecede Ferber'i yerle bir etmiş, eskisi gibi memede uyuma halimize dönmüş ve 22 ay bu şekil devam etmiştik.
Meme olayı bitince bir müddet omzuma yatırıp ninni ile devam etmiş fakat bastıran yaz sıcakları ile derhal yatağa geçmiştik. Bu arada yatağın parmaklıkları çıkmıştı ve düşerse yumuşak düşüş yapsın diye yatağın yanına koyduğum mindere tüneyerek kendisine kitap okur ve öylece uyur olmuştuk. Bu geçiş çok kolay olmuştu bu arada..Onca ay meme ile kucak kucağa uyuyan Arda hiç arıza çıkarmamış hemen olaya adapte olmuştu. Yalnız uyuma süreleri pek de kısa değildi. 1 kitap, 2 kitap, 3, 4..Derken ışık kapandıktan sonra masal istedi, derken eski bakıcının katkısı ile sırt kaşıma...
Şimdi masal kalktı, kendisi istemiyor, belki de beğenmiyor bizim masalları..Sırt kaşıma kreşe başladığı zaman bitmişti zaten..Ama uyuyana kadar biri muhakkak yanında olmalı..Ya anne , ya baba..Ama anne tercih sebebi..
Nasıl biter bu durum? Kitabını okuduktan sonra ne zaman iyi geceler öpücüğü verip ışığı kapatacağız? Nasıl olacak bu geçiş?? Gerçekten ihtiyacım var bu yollardan geçenlerin yorumlarına, taktiklerine..Zira o odada uyuyakalmaktan hem benim, hem Memo'nun sıtkı sıyrıldı...
Etiketler:
2 totili evden manzaralar; arda totisi,
gelişim,
uyku
23 Ocak 2012 Pazartesi
Kar iyidir...
Cücelerle karda oynamak; paha biçilmezdir...
Not: Bir önceki posta yorum bırakan, arayan soran tüm dostlara teşekkür ederim, Aylin kız iyi, hepimiz iyiyiz...
Etiketler:
anne toti eğleniyor,
totiler,
öylesine
19 Ocak 2012 Perşembe
Allahın sopası
Sen misin "Yeter!" diye böğüren?
Sen misin "Bıktım" diye isyan eden?
"Al sana akabinde nefis bir gece" dedi allah, sopasıyla bir sağ bir sol vururken..
Acilde sabahladık.
Akşam 10 civarı Güven acile "Çocuk nefes alamıyor!" diye dalarken, uzaktan bir yerden, kendimi bir film seyrediyormuş gibi sakince seyrediyordum..Bir yandan geçeceğini biliyordum, sakin kalabilmeme şaşarak, bir yandan da deli gibi korkuyordum seyrettiğim filmin saçma sapan yerlere gitmesinden. Gece 01:30 a kadar acil, ardından 24 saat açık pediatri servisindeki çocuk gözlem ünitesi. Minicik bir elde damar yolu ve serum...Monitöre bağlanan minik pedlerle dolu bir ufacık beden..
Çok zor bir geceydi..Sabah 10 da çıktık, tam 12 saat sonra. Şimdi iyiyiz. Aylin kız çok hırpalandı, uyuyor. Eve döndükten sonra bugün gündüzü sakin geçirdi, bol bol uyuyarak. Şimdi o uyurken uyumaya korkuyorum ben sadece..Gidip sürekli nefesini dinleyesim var...
Bundan sonrada hastalık yazmamaya gayret edesim...
Sen misin "Bıktım" diye isyan eden?
"Al sana akabinde nefis bir gece" dedi allah, sopasıyla bir sağ bir sol vururken..
Acilde sabahladık.
Akşam 10 civarı Güven acile "Çocuk nefes alamıyor!" diye dalarken, uzaktan bir yerden, kendimi bir film seyrediyormuş gibi sakince seyrediyordum..Bir yandan geçeceğini biliyordum, sakin kalabilmeme şaşarak, bir yandan da deli gibi korkuyordum seyrettiğim filmin saçma sapan yerlere gitmesinden. Gece 01:30 a kadar acil, ardından 24 saat açık pediatri servisindeki çocuk gözlem ünitesi. Minicik bir elde damar yolu ve serum...Monitöre bağlanan minik pedlerle dolu bir ufacık beden..
Çok zor bir geceydi..Sabah 10 da çıktık, tam 12 saat sonra. Şimdi iyiyiz. Aylin kız çok hırpalandı, uyuyor. Eve döndükten sonra bugün gündüzü sakin geçirdi, bol bol uyuyarak. Şimdi o uyurken uyumaya korkuyorum ben sadece..Gidip sürekli nefesini dinleyesim var...
Bundan sonrada hastalık yazmamaya gayret edesim...
Etiketler:
aylin kız,
hastalık:(,
totiler
18 Ocak 2012 Çarşamba
Yeter ulan!
"İmdaaaat!" diye bağırasım var..yırtına yırtına!
Sıtkım sıyrıldı a dostlar..
Bitsin bu hastalıklar, bitsin!
Hastalık anlatmaktanda konuşmaktanda, yazmaktanda bıktım..
Arda'nın peşpeşe geçirdiği betalardan sonra Aylin'in geçirdiği öksürüklü, tıksırıklı, ateşli üsye zaten fazla gelmişti. Şimdi daha üsye biteli 10 gün olmadan yeniden ateş...İnmeyen, sürekli 38 lerde seyreden cinsten..Ne öksürük var ne tıksırık..6. hastalıktan şüpheleniyordum ama bugün Emel Hanım boğazda kızarıklık gördü. Kültür alındı, yarına göreceğiz hanyayı konyayı...
2 çocukla hastalıklar daha bir zor oluyormuş onu anladım. Bir de alışmışız artık büyümüş çocuğa, derdini anlatabilen, mızıklansada bir şekilde ilacını, çorbasını içebilen çocuğa..Bebek hastalığını unutmuşuz. Heleki bu bebek katiyen ilaç içirilemeyen, ateşini ölçtürmeyen bir cüce ise...Allahım her şurup vakti bir azap, kavga kıyamet, ateş ölçmek için 40 cambazlık...Tipitip bu kız tam tipitip. Arda ne kolaydı bu konularda..Hiç itiraz etmez hüüüp diye yuvarlardı şuruplarını, ateş ölçülürken kolunu kendi kaldırırdı...Hala daha hastanede, muayenede, aşıda melek gibidir, Emel Hanım ve hemşireler bayılır kendisine. Elinin üzerinden kan alındığı gün bile merakla damar yolunun açılışını seyretmiş, sonrada kelebek mi deniyor ne zıkkımsa onunla etrafa "Dış" atmıştı! (kreşte öğrenilen ateş etme efekti)
Neyse, bu son olsun diyeceğim ama biliyorum ki kış daha uzun ve evde kreşe giden bir abi oldukça daha pek kolay kurtulamayacağız bu hastalık mevzuundan...İlk bebeler 2-3 yaşında antibiyotik kullandı diye sevinen biz 2 bebeli anneler bu sefer 5,6,7 ay demedik dayadık antibiyotiği bebelerimize...Çevremdeki tüm 2 bebeli anneler bunu söylüyor..
Haa bu arada ben de 4 yıldır ilk defa antibiyotik kullanmaya başlıyorum, müjdemi isterim! Suratıma balyoz yemişim gibi ağrıyan sinüzitlerim yüzünden..Bir baba Toti sağlam, ona da şom ağzımla hasta ederim kesin..
Neyse bizi kurşun dökme paklar herhalde..Yada şu milletin dediği gibi her odaya soğan mı koysam acaba, işe yarar mı?
Sıtkım sıyrıldı a dostlar..
Bitsin bu hastalıklar, bitsin!
Hastalık anlatmaktanda konuşmaktanda, yazmaktanda bıktım..
Arda'nın peşpeşe geçirdiği betalardan sonra Aylin'in geçirdiği öksürüklü, tıksırıklı, ateşli üsye zaten fazla gelmişti. Şimdi daha üsye biteli 10 gün olmadan yeniden ateş...İnmeyen, sürekli 38 lerde seyreden cinsten..Ne öksürük var ne tıksırık..6. hastalıktan şüpheleniyordum ama bugün Emel Hanım boğazda kızarıklık gördü. Kültür alındı, yarına göreceğiz hanyayı konyayı...
2 çocukla hastalıklar daha bir zor oluyormuş onu anladım. Bir de alışmışız artık büyümüş çocuğa, derdini anlatabilen, mızıklansada bir şekilde ilacını, çorbasını içebilen çocuğa..Bebek hastalığını unutmuşuz. Heleki bu bebek katiyen ilaç içirilemeyen, ateşini ölçtürmeyen bir cüce ise...Allahım her şurup vakti bir azap, kavga kıyamet, ateş ölçmek için 40 cambazlık...Tipitip bu kız tam tipitip. Arda ne kolaydı bu konularda..Hiç itiraz etmez hüüüp diye yuvarlardı şuruplarını, ateş ölçülürken kolunu kendi kaldırırdı...Hala daha hastanede, muayenede, aşıda melek gibidir, Emel Hanım ve hemşireler bayılır kendisine. Elinin üzerinden kan alındığı gün bile merakla damar yolunun açılışını seyretmiş, sonrada kelebek mi deniyor ne zıkkımsa onunla etrafa "Dış" atmıştı! (kreşte öğrenilen ateş etme efekti)
Neyse, bu son olsun diyeceğim ama biliyorum ki kış daha uzun ve evde kreşe giden bir abi oldukça daha pek kolay kurtulamayacağız bu hastalık mevzuundan...İlk bebeler 2-3 yaşında antibiyotik kullandı diye sevinen biz 2 bebeli anneler bu sefer 5,6,7 ay demedik dayadık antibiyotiği bebelerimize...Çevremdeki tüm 2 bebeli anneler bunu söylüyor..
Haa bu arada ben de 4 yıldır ilk defa antibiyotik kullanmaya başlıyorum, müjdemi isterim! Suratıma balyoz yemişim gibi ağrıyan sinüzitlerim yüzünden..Bir baba Toti sağlam, ona da şom ağzımla hasta ederim kesin..
Neyse bizi kurşun dökme paklar herhalde..Yada şu milletin dediği gibi her odaya soğan mı koysam acaba, işe yarar mı?
Etiketler:
2 totili evden manzaralar; arda totisi,
aile,
hastalık:(
16 Ocak 2012 Pazartesi
Arda Totisi ne alemde diyenlere
Nicedir Arda cücesinden bahsetmemişim. Belki de anlatılacak şeyler fazlalaşınca üşendiğimdendir, nereden başlayacağımı bilemeyişimdendir..
Bizim düdük kardeşli hayata alışmaya çalışıyor. Kıskançlık ve yeni hayata adaptasyon inişli çıkışlı olarak devam ediyor, kimi zaman kardeşe karşı gayet şefkatli, bize karşı melek, kimi zaman kardeşe kıl, aynen bize de kıl. Bir ara bayağı asabileşmişti, her konu, her cisim, her olay bağırma-çağırma, ağlamaya sebep olabiliyordu. Her söylenene "hayır!", her soruya olumsuz yanıt klasikleşmişti. Bunlar tabii sadece kardeş ile alakalı değil, yaş olarak da çevremdeki çoğu bebenin yaşadığı duygusal gerginlikler, ama sanırım kardeş ile değişen hayat işin tuzu biberi oluyor.
Bu ara Aylin kızın hareketlenmesi ile oyuncakları kaçırma, onun elindekileri çekip alma ve "Hayır o ellemesin" ler başladı. Yani Aylin'de hep onun legolarının ve Şimşek McQueen'inin peşinde gerçekten, çocuğa bir rahat vermiyor! :) Ne zamandır elini sürmediği bir oyuncak Aylin'in keşfetmesiyle çok sevilen ve nicedir aranan o sevgili oyuncağa dönüşüveriyor..Ne kadar klasik değil mi? Ama kriz yönetimleri o kadar kolay olmuyormuş..Bazen Memo'yla fena tökezliyoruz!
Bir de "Anne sen onu bılak, o halıda oynasın, biz senle alaba oyniyalim, sen Şelifi al ben Şimşeği.." diye başlayınca ne yapacağımı şaşırıyorum, oracıkta Aylin'i bırakıp, onunla oynamak istiyorum ama her zaman mümkün olmuyor tabii...
Konuşma aldı başını gitti..Hala "r" harfi "l" olarak telaffuz ediliyor ve bazı kelimmeleri kendince evirip çevirip söylüyor ve bunlar bazen boyundan büyük cümleler kurduğunda bile müthiş tatlı bir çocuksulukla çıkmasını sağlıyor o büyük cümlelerin.
Geçen gün bir şeye kızdı ve "Anne, meslek hayatım düştü!" diye ağladı.
"Pardon Arda'cım, anlamadım ne düştü?"
"Meslek hayatım bitti!" diye devam etti.
Bakakaldım...Çoook sonra Madagaskar filminde Alex'in bir repliğinde geçtiğini anladık! :)
Acayip emiyor beyni, ne dersek kaydediyor, değişik bir kelime söylersem sesli olarak kendi kendine tekrar ediyor, hah diyorum aldı hafızaya. Hatta arada bir konuşmalarında kendimi görüp utanıyorum. Kaşlarını çatıp "Anne kaç kele söyledim sana...!" diye araya serpiştirince kendime ayna tutulmuş gibi oluyorum ve bazen onunla nasılda hiç sevmediğim/istemediğim gibi konuştuğumu anlıyıp kendime kızıyorum!
Bu ara yüz ifadelerine ve ortamın gerginliğine çok dikkat ediyor. Yüzümüz biraz düşse "Mutlu musun anne?" "Mutsuz mu oldun baba?" diye hemen soruyor. Bir akşam Aylin'e banyo yaptırırken (ki bir 10 dakika önce kendisine kızmıştım bir şey yüzünden) Aylin'e gülücük yapıp sevdiğimi gördü ve şöyle dedi: "Anne bana da mutlu ol, lütfeeen!" Nasıl g.t olduğumu tahmin edersiniz...
Aylin'den "kız" diye bahsediyor bizim gibi, çok komik oluyor.."Kız uyandı mı?" "Kızın yemini ver anne" :)
Son olarak düzelmeyen ve hiç de düzelmesini istemediğim şirin kelimeleri:
Tipak: kitap
Sıkaç: sıcak
Simoli: Süleyman bey (apt gör)
Çarfaş: çarşaf
Bebetü: televizyon (babytv döneminden kalma)
Nepis: nefis
Kıpırdanmak: titremek
Bilisar: bilgisayar
Çukutula: çikolata
Dıgıtlamak: gıdıklamak
Bizim düdük kardeşli hayata alışmaya çalışıyor. Kıskançlık ve yeni hayata adaptasyon inişli çıkışlı olarak devam ediyor, kimi zaman kardeşe karşı gayet şefkatli, bize karşı melek, kimi zaman kardeşe kıl, aynen bize de kıl. Bir ara bayağı asabileşmişti, her konu, her cisim, her olay bağırma-çağırma, ağlamaya sebep olabiliyordu. Her söylenene "hayır!", her soruya olumsuz yanıt klasikleşmişti. Bunlar tabii sadece kardeş ile alakalı değil, yaş olarak da çevremdeki çoğu bebenin yaşadığı duygusal gerginlikler, ama sanırım kardeş ile değişen hayat işin tuzu biberi oluyor.
Bu ara Aylin kızın hareketlenmesi ile oyuncakları kaçırma, onun elindekileri çekip alma ve "Hayır o ellemesin" ler başladı. Yani Aylin'de hep onun legolarının ve Şimşek McQueen'inin peşinde gerçekten, çocuğa bir rahat vermiyor! :) Ne zamandır elini sürmediği bir oyuncak Aylin'in keşfetmesiyle çok sevilen ve nicedir aranan o sevgili oyuncağa dönüşüveriyor..Ne kadar klasik değil mi? Ama kriz yönetimleri o kadar kolay olmuyormuş..Bazen Memo'yla fena tökezliyoruz!
Bir de "Anne sen onu bılak, o halıda oynasın, biz senle alaba oyniyalim, sen Şelifi al ben Şimşeği.." diye başlayınca ne yapacağımı şaşırıyorum, oracıkta Aylin'i bırakıp, onunla oynamak istiyorum ama her zaman mümkün olmuyor tabii...
Konuşma aldı başını gitti..Hala "r" harfi "l" olarak telaffuz ediliyor ve bazı kelimmeleri kendince evirip çevirip söylüyor ve bunlar bazen boyundan büyük cümleler kurduğunda bile müthiş tatlı bir çocuksulukla çıkmasını sağlıyor o büyük cümlelerin.
Geçen gün bir şeye kızdı ve "Anne, meslek hayatım düştü!" diye ağladı.
"Pardon Arda'cım, anlamadım ne düştü?"
"Meslek hayatım bitti!" diye devam etti.
Bakakaldım...Çoook sonra Madagaskar filminde Alex'in bir repliğinde geçtiğini anladık! :)
Acayip emiyor beyni, ne dersek kaydediyor, değişik bir kelime söylersem sesli olarak kendi kendine tekrar ediyor, hah diyorum aldı hafızaya. Hatta arada bir konuşmalarında kendimi görüp utanıyorum. Kaşlarını çatıp "Anne kaç kele söyledim sana...!" diye araya serpiştirince kendime ayna tutulmuş gibi oluyorum ve bazen onunla nasılda hiç sevmediğim/istemediğim gibi konuştuğumu anlıyıp kendime kızıyorum!
Bu ara yüz ifadelerine ve ortamın gerginliğine çok dikkat ediyor. Yüzümüz biraz düşse "Mutlu musun anne?" "Mutsuz mu oldun baba?" diye hemen soruyor. Bir akşam Aylin'e banyo yaptırırken (ki bir 10 dakika önce kendisine kızmıştım bir şey yüzünden) Aylin'e gülücük yapıp sevdiğimi gördü ve şöyle dedi: "Anne bana da mutlu ol, lütfeeen!" Nasıl g.t olduğumu tahmin edersiniz...
Aylin'den "kız" diye bahsediyor bizim gibi, çok komik oluyor.."Kız uyandı mı?" "Kızın yemini ver anne" :)
Son olarak düzelmeyen ve hiç de düzelmesini istemediğim şirin kelimeleri:
Tipak: kitap
Sıkaç: sıcak
Simoli: Süleyman bey (apt gör)
Çarfaş: çarşaf
Bebetü: televizyon (babytv döneminden kalma)
Nepis: nefis
Kıpırdanmak: titremek
Bilisar: bilgisayar
Çukutula: çikolata
Dıgıtlamak: gıdıklamak
Etiketler:
2 totili evden manzaralar; arda totisi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.jpg)







