7 Şubat 2012 Salı

Kremalı pasta!

Cumartesi akşamı yemek için dışarı çıkarken uzun zamandır ilk defa özendim ve makyaj yaptım. Her zaman sürdüğüm göz altı kapatıcısı+allığa ilaveten fondöten sürüp, çoook hafif bir göz makyajı yaptım. Yanımda dolanan ve arada bir ne yaptığıma bakan Arda;

"Anne yüzüne klema sülünce güzel oluyolsun!" dedi. :) Arabaya bindiğimizde bu lafı Memo'ya anlatırken hemen cümleyi ters açıdan da kurmayı ihmal etmedi:

"Evet, klema sülmeyince çiikin oluyol!"

Sağol evladım!!

Şikayetim var!

Geçen cuma işten erken çıkıp Arda'ya kitap almaya Tunalı D&R a gittim ve alışverişi mağaza sorumlusu ile yaptığım şikayet kıvamında bir sohbetle noktaladım.

Tunalı D&R, kitap-cd-hediyelik için çok uğradığım bir yerdir. Özellikle Arda'dan sonra alt kata çok takılır olmuştuk. Evimize kısa bir yürüyüş mesafesinde olması, avmlerden pek hazzetmememiz, Tunalı'yı -her ne kadar zaman geçtikçe illet bir kaosa dönüşse de- çok sevmemiz, kuğulu parkın yakınlığı, Kıtır'ın varlığı gibi bir dolu sebepten dolayı ayağımız bayağı alıştı buraya. Fakat son 7-8 aydır, belki 1 yıldır çocuk kitaplarının bulunduğu reyonlar feci halde. Acayip bir düzensizlik, kırık dökük raflar, birbirine girmiş alakasız kitaplar..Ne aradığını bulman mümkün ne de keyifle bir şeyler karıştırmak. Çalışanlar ise ayrı bir sorun. Hiç bir zaman güler yüzlü ve ilgili çalışanlar olmadı orda. Hep dikkat ettim, acayip sıkılıyormuş gibi görünen kıltoş tipler bulunurdu ama önemsemezdim pek. Herneyse cuma günü aradığım hiç bir kitabı bulamayınca, kategorilere göre ayrılmış tek bir rafa rastlayamayınca, "Dur" dedim, "bi şkayet ediyim artık!"

Sorumlu kız gelince meramımı anlattım. Gözlerini devire devire ve seğirterek (bilmem anlatabildim mi, sinir olurum ben o seğirtme işine) "Ama ne yapabilirlerdi ki? Küçük afacanlarla hiç kolay değildi, çok dağıtıyorlardı, haftasonları tüm raflar indirilip yeniden diziliyordu da vır vır.." minvalinde giden bir şeyler söyledi. Valla hiç bir zaman da hafta sonu orda böyle bir derleme toplama çalışması görmedim ama neyse, seğiren gözler belli ki bu noktada pek işime yaramayacaktı. Kasaya gittiğimde mağaza sorumlusunu görmek istediğimi söyledim. O esnada kasanın arkasında telefonla konuşan genç adamı işaret ettiler. Biraz hayal kırıklığına uğradım, nedense biraz daha oturaklı bir tip hayal etmiştim. Metin Bey  kusura kalmasın ama daha konuşmamız başlamadan bende hiç oranın müdürü gibi bir profil çizmedi hali ve tavrı ile. Aynı şeyleri söyleyerek yapıcı eleştirimi yaptım. Metin Bey'in yorumu şu oldu: "Hava iki gündür çok soğuk, elemanlar alt katta pek durmak istemiyor, geçici bir durum, falan filan". Kendisine bu durumun aylardır sürdüğünü söylediğimde kendisinin henüz 2 haftadır burada olduğunu, Panora'dan geldiğini söyledi. Beni en şaşırtan şey aldığım çözüm üretmekten uzak, garip cevaplardan çok koskoca 5 katlı D&R ın bu kadar acemi insanlar tarafından yönetiliyor olmasıydı. En son o kata yeni bir eleman alacağını söyleyerek beni bayağı bir rahatlattı!! :) Gelecek olan süpersonik elemana şimdiden kolay gelsin diyorum.

Kıssadan hisse; eğer Tunalı' da "takılmayı", bebenizle bir kuğulu park yaptıktan sonra soluğu karşıda D&R da almayı, kitap bakınmayı, belki bir kahve içmeyi (Aaa, kahveci de kapanmıl bu arada, neyseki civarda başka kahveciler de var!) seviyorsanız ve size de çocuk katı bomba patlamış izlenimi veriyorsa siz de lütfen Metin Bey' e teessüflerinizi iletin, olur mu??

2 Şubat 2012 Perşembe

Kevlıt noooz

Bu seferki şarkı geçen seferki gibi zorlamadı bizi.
En azından öğretmene duyduğumuz usül ile şakımak veya defterine ne ola ki bu? diye yazmak zorunda kalmadık.
Evet, ilk başta daha çok rusçaya benziyordu belki  ama kelimeler daha düzgün seçiliyordu.
Google emmiye sorar sormaz çıktı.
En gözde şarkı bu şimdi, dillerden düşmüyor hiç.
Sayesinde havuç tüketimi bile arttı.
Bir de kevlıt demiyor mu??
"Ben bil kevlıt yiyeyim anne!"
Bayılıyorum
:)

İşte sözler...Altta da video var, bakın bakalım nasıl şakımış bu sefer? ;)

There was a chubby snowman
And he had a carrot nose
Along came a bunny     (bu satırda biraz kafa karışmış! :)
And what do you suppose
The hungry little bunny
Was looking for his lunch
He grabbed that snowman's carrot nose
NIBBLE! NIBBLE! CRUNCH!!




Chubby Snowman from Mehmet Yogurtcuoglu on Vimeo.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Bir soru

Bir çoğumuzun postların altında  "Biraz daha gez bakalım blogumda" minvalinde kullandığımız "You might also like" - LinkWithin ile ilgili bir sorum var..

Neden benimki sadece ilk yıl yazdığım postları ısıtıp ısıtıp getiriyor önümüze? Neden güncel yazılarımı da kapsamıyor? Uygulamayı iptal edip tekrar yükledim ama bir şey değişmedi..Kullanan, aynı sorunu yaşayan, çözüm odaklı arkadaşlar :) aranıyor!! :)

Bilen var mı bu konuyu, şu teknoloci özürlüye bir yardım ediverin hele..!

:-)

31 Ocak 2012 Salı

8 biterken

İkinci bebede zaman daha bir çabuk geçiyormuş, hatta uçuyormuş. Ne ara doğdu da, ne ara 40'ı çıktı da, ne ara 8 aylık oldu bizim Aylin kız? Bir harala gürelenin içinde büyüyor kendi kendine yavrucak! Hastalıktı, kıskançlıktı, "aman da ne zormuş bu iş" diye vırvırlanıp dururken 8 ay geçivermiş bile.

Cumartesi günü baba ile abi alışverişe gitmişti, evde yanlızdık kız kıza, ilk defa benimle bilinçli bir şekilde oyun oynadığını farkettim, çok komiğime gitti!
Şöyleki; bizim büyük yatağın ayak ucuna koydum kendisini, hızla emekleyerek yastıklara doğru gitti ve birden yan dönüp oturma pozisyonuna geçti bana bakmak için. Fakat bu hareketle birden o kadar kenara yaklaştı ki "Ayliiin!" diye üstüne atladım tutmak için. İşte o an kikirdeyerek tekrar kaçtı ve kendini yastıkların üzerine atıp kahkahalar atmaya başladı. Sonrasında ben oyunu farkedince tekrar etmeye başladık; ayak ucundan start veriliyor, arkasına baka baka kaçıyor ve ben "Tuttum seni!" diye bağırıp bacağına dokunduğum an basıyor kahkahayı! Eğer ben başka bir şeyle ilgilenirsem de resmen "hadi bir daha yapalım" der gibi kaçış pozuna giriyor...

Muhtemelen sıradan bir davranış, tam ayına göre, neden bu kadar etkilendim bilmiyorum..Sanki ilk bebemmiş gibi heyecan ve gurur yaptım!

Aslında 2. bebede her şeye hakim olacağız sanıyorduk ya..öyle değil işte..Bir çok şey unutulmuş gitmiş. Evet bir el alışkanlığı var sanki, bir rahatlık, bir adam sendecilik..Ama bir çok detayı da hiç hatırlamıyorum. Bazen Arda' nın aynı dönemdeki fotolarını bulup bakıyorum ve giydirdiğim kıyafetten tut, yaptığımız oyunlara, ruh halime kadar bir çok şeyi ancak o şekilde hatırlıyorum.  Bir de defterimiz vardı, uyuma saatleri, yedikleri filan yazılırdı Arda'nın.. O defteri buldum geçen; yedirdiklerimize baktım, gözlerim faltaşı oldu. Tabii iki bebeniz taban tabana zıt ise bu "ilk çocukmuş gibi aciz hissetme"sendromunu daha bir canlı yaşıyorsunuz...Mesela katı gıdaya geçişte kendimi feci antremansız hissediyorum..Arda'nın defterinden kahvaltı tarifi bile çalmışlığım var o kadar yani..Neyi neye katıyorduk hiç aklıma gelmiyor..Hayal gücüm, yaratıcılığım bitmiş durumda, bunda tabii sürekli ağzını büzüp kitleyen bir düdüğün de payı büyük, motivasyon sıfır!!

Neyse konuyu dağıtmayalım, Aylin hanım 7. ayını doldurmaya az kala emekledi (Aralık 3. hafta) Arda' yı tam hatırlamasam da sanırım 7-7,5 gibi emeklemişti. Aylin kız emeklemenin akabinde tırmanmaya, tutunup kalkmaya başladı. Boyuna göre bir şeyler bulunca (Arda'nın sandalyeleri mesela) hemen tutunup ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. Arda bu işi çok daha sonra yapmıştı diye hatırlıyorum.

Bu arada Aylin'in tam bir cazgır kız olacağını da anlamış bulunmaktayım. Aslında gayet sakin gibi görünse de bazı konulardaki cadılık potansiyeli ileride bizi öttüreceğinin sinyallerini veriyor!.. Misal şurup içme. Arda ile bu konuda o kadar rahattık ki, Calpol içemeyen çocuklar olduğunu ve onlara fitil yapıldığını duyduğumda acayip şaşırmıştım. Şimdi Paranox fitil ecza dolabımızın en olmazsa olmazı! Eline damar yolu açılırken hayretle inceleyip gıkı çıkmayan ve hemşirelerin takdirle uğurladıkları Arda dan sonra kolunun altına derece koymak için savaş verdiğim Aylin...Biliyorum hastanede ciyak ciyak ağlayan bebelere bakıp burun kıvırmayacaktım zamanında, başıma beteri geldi!! Tırnak kesilmesi mesela..Bu kadar mı olay olur kardeşim? Buruna serum fizyolojik yapmak, heleki Otribebe ile çekmekten bahsetmeyeyim bile! Bu gibi durumlarda Aylin'e tek bir sıfat yakıştırıyorum: "İlletyus" !! :)

Bitirirken alt 2 dişinin de 7 ay sonunda çıktığını not edelim. Dişleri aylık kontrolde Emel Hanım farketmişti.

Foto 6,5-7 ay civarı..Ofis bilgisayarında güncel foto bulamadım.

Bu pembe battaniye olmadan uyumuyor bu arada :)

27 Ocak 2012 Cuma

Yer yatağında cüceye bekçilik ve eşlik etme sorunumuz!

Ne zaman kendi kendine uyuyacak Arda? Ne zaman uyuyana kadar yanında kalmamız gerekmeyecek? Bilen, deneyimlemiş olan varsa beri gelsin zira soracaklarım var!!

Geçen akşam bir dolu planım vardı; kızı uyuttuktan sonra Arda'yı Memo'ya satıp banyo yapmak, ki gerçekten banyo vaktim gelmişde geçiyordu, sonrasında aramam gereken ve belki aylardır konuşmadığım 2 arkadaşımı arayıp laklak etmek ve sonra süt-kurabiye eşliğinde yatağa kurulup Grey's Anatomy 8. sezona "artık" başlayabilmek için ilk bölümü seyrederek şeytanın bacağını kırmak..tüm bunlar yolunda gidersede bir değişiklik yapıp 12:30 u geçirmeden uyumak..

Ne oldu peki?

Kız uyudu, Arda ile vakit geçirildi, uyku vakti gelince Arda arıza yaptı, planlanan saatten yarım saat geç yatağa yollandı, onlar odada kitap okurken ortalığı toplamaya koyuldum, derken kız cızırdadı, geri uyutmaya odasına yollandım, tam uyuduğu sırada Arda bağırıp ağlamaya başladı, kız uyandı, geri uyutmak için çok çabaladım, uyudu, Arda'nın odaya gittim zira hala ışık sönmemiş ve düdük mızırdanıyordu, kapıyı açtığımda "annemle uyuyayım lütfen, ühühüh baba sen giiit" demesi ve yalvaran gözleri ile karşılaştım, kıyamadım, yanına kıvrıldım, kalan kitabı bitirdik, ışık söndü, Arda döndü durdu, uyumak bilmedi, ben "Grey's A. yalan oldu, kızları yarın ararım, bari banyo yapabilsem, işe böyle gidemem artık...." diye düşünürken...Mehmet' in dürtmesiyle uyandım, tek gözüm kapalı, diğeri seğirerek saate baktım; saat 11:30 ve bünye sersem sepelek!Ne banyoya girilir ne bişey..dooğru yatağa yapışılır ve işe yağlı kafayla gidilir...

Arda'nın suçu ne bu noktada? Suçu filan yok tabiiki, biz çocuğa kendi kendine uyumayı öğretemedik, sorun burada. Aslında bu konuda girişimimiz olmadı değil. 9 aylıkken yoğun bir hazırlık ve araştırma döneminin ardından Ferber'i denemiş, çok ağlama, hırpalanma olmadan da 3 gün içinde kendi kendine uyur olmuştu. Artık emzirip, yatağına bırakıp iyigeceler diyerek odadan çıkıyordum ve cüce yataktaki oyuncakları ile konuşa konuşa uyuyordu. Muhteşemdi!! Fakat 13 ay civarında hastalık+evde tadilat dolayısı ile 10 gün annemlerde kalış ertesinde bir gecede Ferber'i yerle bir etmiş, eskisi gibi memede uyuma halimize dönmüş ve 22 ay bu şekil devam etmiştik.

Meme olayı bitince bir müddet omzuma yatırıp ninni ile devam etmiş fakat bastıran yaz sıcakları ile derhal yatağa geçmiştik. Bu arada yatağın parmaklıkları çıkmıştı ve düşerse yumuşak düşüş yapsın diye yatağın yanına koyduğum mindere tüneyerek kendisine kitap okur ve öylece uyur olmuştuk. Bu geçiş çok kolay olmuştu bu arada..Onca ay meme ile kucak kucağa uyuyan Arda hiç arıza çıkarmamış hemen olaya adapte olmuştu. Yalnız uyuma süreleri pek de kısa değildi. 1 kitap, 2 kitap, 3, 4..Derken ışık kapandıktan sonra masal istedi, derken eski bakıcının katkısı ile sırt kaşıma...

Şimdi masal kalktı, kendisi istemiyor, belki de beğenmiyor bizim masalları..Sırt kaşıma kreşe başladığı zaman bitmişti zaten..Ama uyuyana kadar biri muhakkak yanında olmalı..Ya anne , ya baba..Ama anne tercih sebebi..

Nasıl biter bu durum? Kitabını okuduktan sonra ne zaman iyi geceler öpücüğü verip ışığı kapatacağız? Nasıl olacak bu geçiş?? Gerçekten ihtiyacım var bu yollardan geçenlerin yorumlarına, taktiklerine..Zira o odada uyuyakalmaktan hem benim, hem Memo'nun sıtkı sıyrıldı...

23 Ocak 2012 Pazartesi

Kar iyidir...
Cücelerle karda oynamak; paha biçilmezdir...





Not: Bir önceki posta yorum bırakan, arayan soran tüm dostlara teşekkür ederim, Aylin kız iyi, hepimiz iyiyiz...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...