arkadaşlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaşlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2012 Çarşamba

17,5

Evimin salonunda tam 17,5 cüce vardı..Evet yarım ölçek olan bizim Aylin kız...
Çok heyecan yaptım gelişlerini, sanırım o yüzden çocuklara acı limonata içirdim..

Düşündükçe hala kendime feci kızıyorum..
Sen tut, sulandırılacak konsantre limonatayı olduğu gibi koy çocukların önüne!!
"Az yollamış" diye içinden kayınvaldeye hayret ve teesüflerini yolla,
Bebeler "Acı buuu!", "Sevmediim!", "Kötü limonataaa!" dedikçe de mevzuya uyanma,
"Ay öyle mi? Dur, bi gülümse bakiim" diye diye fotoğraf çekme peşinde koş..
İçinden de "Amma kaprisli bebeler yahu!" diye at, tut..

Bi tadına bakar dimi insan???

Hayır bi şişe caaanım Mersin limonundan yapılma konsantre limonata da döküldü gitti..
Tam da voktalıktı aslen, şu yaklaşan yaz günlerine yaraşır kıvamda..

Onun dışında çok güzeldi, rüzgar gibi geçti..kasırga diyelim, daha uysun!
Çil yavrusu gibi dağıldılar etrafa..Herşeyi kurcaladılar..
Ama "Eller yıkanacak" deyince öğretmen, tuvaletin önünde kuyruk oluverdiler..
Masaya oturunca tüm servisin bitmesini beklediler, öğretmen start vermeden ellerini tabaklarına sürmediler..
Arada bir tane ispiyon duyuldu tabii: "Ööretmenim filanca yiyoooo!!!"
 :)

İkindi kahvaltısından sonra Arda odasını göstermek istedi..
Normalde en fazla 4 kişi girilebilen Ikea çadırda bir ara 9 düdük vardı!!
Yemin ederim çadırın hafiften havalandığını gözlerimle gördüm!!! :)

Aylin şaşkındı, uyku vakti olduğu için de biraz mutsuzdu..
Yine de cücelere gülmeyi, aralarında emeklemeyi ihmal etmedi..
Bir kaç tane kız bayıldı Aylin'e..
Sürekli sevdiler, ellediler..
Oğlanlar? Hiç sallamadılar..
Onlar Arda'nın arabalarına yumuldular..

Son söz:
Eskiden pek çocuk sevmezdim ben...
Şimdi bayılıyorum onlara...Hele Arda'nın arkadaşlarını pek çok seviyorum..
Bir daha gelsinler..
Söz bu sefer limonatayı sulandırmayı unutmayacağım!!!!!

3 Mayıs 2012 Perşembe

Okul gezisi

Yarın çok mühim ziyaretçilerimiz var bizim, aslında Aylin'in.
Evimizin salonunda 18 tane cüce fink atacak!!
Aylin görücüye çıkacak!!

Daha 15 günlük plan geldiğinde bu cumanın gezi konusunu okuyunca içimden düşünmüştüm "Acaba bize mi gelseler?" diye..
Daha düşüncenin sonuna soru işaretini koyarken içimden...Telefonum çaldı; Selin!!!
"Bu cumanın gezi konusunu okudun mu? Size gelebilir miyiz???"

 :)

Arda sorup duruyor; "Anne, alkadaşlalım ne zaman Aylin'i göömeye geliceeek?"

Aylin hayatının şokunu yaşayacak heralde, 18 cüce kendisine bakacak, elleyecek!!! :)

Heyecanlıyım yine..

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Hello how are youuuuu??

Güzel bir pazar geçirdik..
İncekteydik, önemli misafirlerimiz vardı..
Arda' nın sınıf arkadaşı Ekin Loya ve ailesi..
Evde en çok sözünü ettiği arkadaşı..
Şarkılarda mütemadiyen adını araya sıkıştırdığı..
"Hello how are you, hello Ekin Loya how are you, how are you todaaaay?"

Ekin Loya' nın da kardeşi oldu yeni..
Aylin' le araları 4 gün..
Adı Güneş..
Vesileyle bizim evdeki balığın da adı Güneş oldu :)

Güzel bir gün geçirdik hep beraber..
Yolda bayılttı bizi..Geldi mi? Orda mı? Gelicek mi???
"Ekin Loya'cıım, Ekin'ciiim" diye koşturdu durdu tüm gün..
Elele tutuşup dolaşmaları çok şekerdi..

Bir gün okursa burayı, ilk sınıf arkadaşı ile çekilmiş bir fotoğraf hatıra olsun istedim..
Şu harika kareyi görsün istedim..



23 Şubat 2011 Çarşamba

Paranoid

Pek keyifsizim bu aralar..pfffffff!!

Hastalık geçti mutluyum ama..
Kafam bir dolu şeyle meşgul..
O bir dolu şeyin bazısı canımı sıkıyor, bazısı sabırsızlıkla karışık huzursuzluk yatarıyor..
Olmasını beklediğim bir kaç gelişme var..onlar huzursuzluk yaratıyor asıl..
Negatif yönüm ön planda bu aralar..
Şu bir-iki ay sanki zor geçecek gibi geliyor..
Dedim ya negatifim..olumlu bir şekilde karşılayamıyorum günleri, gelişmeleri bu aralar..
*
Tek keyifle yaptığım şey bu aralar;
Akşamları Arda uyuduktan sonra kendimi tek başıma yatağa atıp, karanlıkta Grey's Anatomy seyretmek..
Sanki o hastanede yaşıyorum ben de..
Bütün "attending" ler arkadaşım..
Amelyatları gözümü kırpmadan izliyorum..
Bazı yerlerde yuvarlanıyor gözlerimden yaşlar pıtır pıtır,
Bazen koca bir sırıtış yapışıyor yüzüme..
Uyku durumuna göre 1, 2 veya 3 bölüm peşpeşe..
Yanında süt ve Oreo da varsa, ooh suyundan da koy!
Bir de arada gizli gizli "Arda cerrah olsa, şöyle havalı bir doktor olsa" diye içimden geçiriyorum..
Yo yoo, hokkabaz da olsa onu bağrıma basacağım tabiki, ama meslek arayışında biraz karışır mıyım ki acaba? Bilemiyorum..gıcık anne olmak istemiyorum ama ne güzel olur be şööyle havalı bir kalp damar cerrahı olsa?? :)
*
Bir keyifli olay da dün akşamki Kıtır kaçamağımızdı..
Yoga sonrası Banu-Cenk-Memo-Ben, bebeleri satıp Kıtır' a gittik.
Ne zamandır aşeriyorduk Banu'yla..Kokoreç-bira!
Hem vedalaşalım hem de 2 çift laf edelim dedik..
Çok iyi geldi bünyeye..
Bar bar iyi müzik dinlemek, ses duyurabilmek için yüksek volümlü konuşmak, kokoreçleri mideye gömmek, herşeyden ama yine de bebelerden konuşmak..
Üniversite zamanı okul sırası yerine ahşap bank-masalarında dirsek çürüttüğüm, biraları, sigaraları birbirine eklediğim canım Kıtır' da 2 gebeş yanyana oturup bira içmek, oğulların sünnetinden bahsetmek, epidural muhabbeti yapmak çok komikti..
*
Uf Banu bee, ne güzel geçiriyorduk şurda gebeliği beraber, yoga filan takılıyorduk diyeceğim, ühü böhü yapacağım ama yapmayayım, gereksiz duygusalım bu ara..su gibi gidip gelin, kucakta sağlıklı bir oğluşla, paçanızda bülbül gibi ingilizce öten Mira'yla işallah :) Haa bir de geldiğinizde bizim kız 1 haftayı geçmiş olsun haaa!!! ;)
*
Kıtır'da dinlerken çok özlediğimi farkettiğim ve sözleri de günün anlam ve önemine uyan bir Garbage klasiği ile bitirelim bugünkü postumuzu..Kökleyin sesi!!!


Garbage - I Think I'm Paranoid
Caricato da Warner-Music. - Guarda gli ultimi video musicali selezionati

27 Ocak 2011 Perşembe

Mola

Mola verdik biz geçen hafta..Pek sıkılmıştık Ankara' dan, işten, güçten, hep aynı giden herşeyden..
1 Hafta koptuk gittik İstanbul' a. Ne zamandır bu kadar uzun süre kalamamıştık..2 güne görüşülecek tüm insanları, yapılacak her şeyi sığdırmaya çalışarak, koşturarak geçiyordu..Tam yaydık bu sefer, camış gibi yayıldık hatta bazı seferler :)

Yeni doğanları gördük, kutladık, bebek tutmayı unuttuğumuzu farkettik, Arda' nın bebeklere yaklaşımını izledik, dostlarla birlikte olduk, yedik, içtik, güldük, birer gece baba Totiyle kıyak geçip birbirimizi azad ettik..Ali amca'nın evini istila ettik, ev Ortaköy'de olunca, meydanı mesken tuttuk, kuş yemi satan yaşlı amcayla ahbap olduk, Arda' nın iskele babalarını yalamasını ne yaptıysak da engelleyemedik, martıları, ördekleri, denizanalarını inceledik, meydandaki bütün kedi köpek tayfasıyla arkadaşlık ettik...Body Worlds sergisine gittik, Beyoğlu'nda turladık, Tünel'de takıldık, Bebek'te güneşin altında gevşedik, tüm toplu taşıma araçlarını kullanarak taa Fenerbahçe'ye, Selamiçeşme'ye bilem gittik...Çok iyi geldi, vücutlar yorulsada kafalar resetlendi, ruhlar şenlendi.

İstanbul sadece durup seyretsen de yorucu bir şehir, alışık olmayana, birde üstüne bi karnında bi paçanda 2 bebeyle sürekli bir program dahilinde ordan oraya savrulmak ciddi bir şekilde yorucu olabiliyor..Ama seviyorsan bu şehri, nede olsa 2,5 seneni geçirmişliğin varsa, anıların kalmışsa orda burda, bir dolu arkadaşın varsa, fiziksel yorgunluk uçup gidiyor..Hem bittiğim noktada dedim ya camış gibi yayacak vaktim vardı :)

Gidiş-dönüşü yataklı trenle yaptık..Çok güzel bir deneyim oldu, Arda acayip eğlendi, bizim içinde iyi bir nostalji oldu. Garların haline üzüldüm..Bomboş, bi japon turistler, bi biz..Ah ünlüleri atlamayalım; giderken Aylin Aslım' la dönerken, Mehmet Ali Alabora ve ailesi ile döndük. Neyse treni ayrı bir post olarak yazarım belki..

Arda tüm bu harekete ve karmaşaya çok iyi ayak uydurdu, rutini tepe taklak oldu..Bulduğu yerde uyudu, bulduğu şeyi yiyip mutlu oldu. Tabii ev yemeği yerine genelde kendi tercihlerinden yana şansı açık olduğu için çok çok mutlu oldu hatta!! Arada bir "Artık eve döönn!" dedi, eve döndük hala yineliyor aynı cümleyi..Anlamış değilim :) Ben de onun adına rahattım..Geç yatmasını, bol bol patates kızartması yemesini, öğünlerin kaymasını, öğle uykusu uyumamasını veya taa 17 de uyumasını, iskele babalarını yalamasını bile problem etmedim :)
Sonuç olarak Arda için de bizim için de iyi bir değişiklik oldu, bundan sonra ne zaman ve nasıl olur ilk seyahatimiz bilemiyorum..bu bir haftalık seyahati 2 çocukla becerebilir miyim bilemiyorum..İstanbulda da arada bir düşündüm, şu an ikilemiş olsak nasıl olurdu halimiz diye..Bakalım..zamanla onu da görürüz inşallah..

21 Haziran 2010 Pazartesi

Eve dönüyoruz..!


Göçebe günler bugün bitiyor umarım..
..
Marmaris' ten döndüğümüzden beri bir türlü düzenimizi oturtamadık..
Tam Fatoş hanım döndü derken..
Apartmanın doğalgaz sistemi çöktü..
İnşaat başladı..Toz dumana katıldı..
4 gün gazsız yani yemeksiz, duşsuz kalındı..
Neyseki 1. günün sonunda Babaannelerin evine taşınmayı akıl ettik..
Tam da o gün yine 39 a çıktı Toti' nin ateşi..
Cumartesi sabaha kadar bekledik..Sonra bir koşu Emel Hanım..
..
"Virütik tonsillit..Çok yaygın..Calpol dışında birşeye gerek yok..1 haftaya toparlar" dedi.."İştahsızlık yapar, inatlaşmayın, ne seviyosa onu yesin" diye de ekledi.
"Haşaaa" dedim.."İnatlaşırmıyım hiç??" :)
..
Hastane sonrası bu seferde Ananelerin eve göç ettik, Babaanneler seyahatten döndü çünkü, yatacak yer sıkıntılı..
Çıkınımızı topladık, ver elini Ümitköy..
-"Anane..Dede..?"
-"Onlar atta gitti Arda' cım..Ama biz haftasonu burdayız.."
-"Su?"
-"Evet..Dedenin bahçesini sulayabiliriz, haydi hortumu açalım!"
- :))
..
Evimi özledim fakat...düzenimi..Eminim cüce de özledi..
Doğumgünü şenliklerinden bahsetmemiştim hiç..
Bence çok tatlı bir partiydi..
Büyükler ayrı eğlendi, cüceler ayrı..
Gece sonunda ev bomba patlamış gibiydi..
Not ettim bir kenara, bir dahakine daha detaylı düşüneceğim bazı şeyleri..
..
Gelen herkese binlerce teşekkür..
Hayat dostlarla güzel :)







24 Mart 2010 Çarşamba

Gelişim melişim, vır vır, dır dır



Arda' nın gelişimi ile ilgili yazayım diyorum hep, işte şu kadar aylık oldu, şunları yapıyor diye, görüyorum başka bloglarda her ay sektirmeden gelişimleri not ediyorlar, bende yapayım ileride okuruz, anı olur, unutmamış olurum filan ama hiç öyle yazılar çıkmıyor benden..Gözlemci bir anne mi değilim? Unutkan mıyım? Blog işini mi pek sallamıyorum anlamadım gitti. Belkide henüz konuşmadığı içindir, konuşsa yazıcam şunu dedi bunu dedi, karga karga gak dedi diye ama maalesef bir kaç kelime etrafında dönüp duruyoruz.
"Pekiii" dedim doktoruna, "bu 13 aylıkken şakınan ve birden unutulan onca kelime??"
"Olabilir" dedi, "Geri dönüşler olabilir. Bazı çocuklar kendini güvende hissetmek ister, söylediğini de rafa kaldırır bir müddet. Bu tuvalet eğitiminde de karşımıza çıkar bazen."
Yani Toti henüz konuşamıyor, aman da geç kaldı diye bir takıntı içerisinde değilim, anasının 3 yaşında zorla konuştuğunu ve annesini illet ettiğini bildiğimden çok anlayışlı ve rahatım bu konuda, ancak bazen gerçekten derhal konuşsun istiyorum çünkü anlaşamadığımız için cinlendiğimiz ve tırlattığımız zamanlar oluyor ve o zaman "Hey çocuk babana çekeydin ya!" diyorum dişlerimi sıkarak, ne de olsa 3 kardeşin en çabuk konuşanıymış babası..

Başka ne var bu dönemde anlatılacak??
-Parmağımdan tutup sürekli yönetiyor beni, evin içinde, parkta..İşten gelince parmağımdan tutup dooğru yeşil kanapeye oturtuyor, meme seramonisi için :)
-Eşyaları sahipleri ile eşleştiriyor. Terliklerimi gösterip anne diyor, ayağıma giydirmeye çalışıyor, ütülüklerin arasından bir pantolon çıkarıp baba baba diye evde dolaştırıp babasının ayakları dibine bırakıyor gibi.. Geçen Banu geldiğinde benim terlikleri giymiş bayağı kızdı :) Zorla çıkarttıtıp bana giydirdi :)
-Kesin ve net ifadelerle istediklerini ve istemediklerini anlatıyor. Evet/Hayır yerine başını yukarı aşağı veya yanlara sallayarak.
-Son aşıyı oldu ayın 23 ünde. 18 aylıkken olması gereken aşıyı 21 ayı 1 hafta geçe yaptırdık, aferim bize :)
-Sabah çıkarken bazen sanki karakter atıyor, ilgilenmiyor yada gücenmiş gibi bir ifade takınıyor. Akşamları gelince de sanki ilgilenmezmiş gibi bir hava yaratıyor. Sesli sesli bağırarak bir şeyler işaret ediyor, müzik açıyor, yada gidip bir kitap bulup bakmaya başlıyor..Halbuki son 1 ay öncesine kadar koşarak üzerime atlar, sevinç gösterileri yapardı...Garip..Ama ne zamanki meme aklına geliyor, sallamaz tavırları bırakıyor, parmağımdan tutup yeşil koltuğa götürüyor, üzerime çıkıp bluzumu çekiştiriyor!! Tecavüzcü Coşkun tripleri :))
-İkizler burcu etkisimidir, çin takvimindeki fare etkisimidir bilemedim herşeyden süpersonik bir hızla sıkılıyor, kesinlikle bir kıçımı kıvırayım, iki oturayım demiyor...Eymir gölüne gittiğimiz gün ne imrendim ana-babası ile yer minderlerinde oturan cici çocuklara! Ben ise her zaman pek takdir ettiğim Türk anası şeklinde ciyak ciyak Arda' nın peşinde koşturdum durdum, balık ekmeğimi de o kadar hızlı yemişim ki ertesi sabaha kadar mide fesadı geçirdim..

Eymire laf gelmişken, bu "gelişimsel post" u o günün fotolarıyla bezeyelim o halde...

14 Aralık 2009 Pazartesi

Hafta sonu..

Düşündük taşındık, sonunda aşılanmaya karar verdik..
Cumartesi sabahı Güven hastanesinde maaile domuz gribi aşısı olduk..Vatana millete hayırlı olsun!

Akşamına Kağan-Selen mantıya çağırmıştı, onlara gittik. 3 boy cüce vardı ortamda; 11 aylık, 18 aylık ve 28 aylık, hepsi er kişi. Biz tam aradaki yaş olarak, "neydik ve ne olacağız" ı güzelce analiz ettik :)
Arda sonlara doğru bayağı şımardı, şov yaptı..

Pazar günü kendimi baba ocağıma attım!!
Aşıdan olduğunu tahmin ettiğim bir kırıklığım vardı cumartesiden beri, canım hiç 3 posta yemek hazırla, mutfak topla, Arda' yı eyle aktivitelerini yapmak istemedi bugün, halsizim, kolum kanadım kırık gibi...Bu halet-i ruhiye içerisinde kendimi anamın kollarına, baba ocağıma atmaktan başka hiç bir şey bana iyi gelemezdi...Netekim sabah 09:30 itibarı ile kahvaltıya gittiğimiz ananelerden akşam 21:30 itibarı ile çıktık! Çoook iyi geldi bünyeye, onlarda Toti' yi çok özlemişler, sanırım Toti de onları özlemişki pek keyifli bir gün geçirdi paşam!



14 Temmuz 2009 Salı

İlk traş ve akşamına çayır çimende keyif

Arda çok ama çok az saçla doğdu akabinde de o saç tüy karışımı şeyleri döktü. Uzun bir müddet kel dolaşan minik toti sanırım 8 aylıkken filan yeni saçlar çıkarmaya başladı. 10 aylıkken ise arkasında lüleler oluşmaya başladı. Bence çok şirinlerdi. Fakat Arda' nın saçlarının uzama hızı doğrultusunda etraftan kestir baskıları da giderek artmaya başlamıştı. Kesin kararlıydım, bu saçlar kesilmeyecekti, doğum saçlarına kıyamazdım totimin, hemide çok ama çook şirindi lüleleriyle :) Ne var ki bastıran sıcaklar ile o lüleler ensede yapış yapış olmaya başladı ve ben sadece bu sebepten -ama sadece bu sebepten değil, mahalle baskısı da içime işlemiş sanırım- dolayı baba toti ye kestirelim talimatını verdim...Doooğru tuttuk ailemizin erkeklerinin berberi Ahmet' in yolunu. Cumartesi 11 Temmuz, Toti Arda ilk traşını oldu. Amerikanvari bir traş oldu, üstler uzun arkalar kısa. Hani şu gangsterlerin hayatlarının anlatıldığı filmlerdeki çocuklara benzettik baba toti ile. Bir zamanlar Amerika, film ileride çok büyük gangster olacak adamların çocukluğu ile başlar, ordaki veletler gibi...
Her neyse, garip hissettim ben, sanki birden bebeklikten çıktı, çocuk oldu gibi, ifadesi değişti. Beğenip beğenmediğime karar veremedim, tabiki benim yakışıklı totim her şekliyle muhteşkulade o ayrı da ne bileyim resimleri tararken lülelerde cok sevimliymiş bee! dedim.

Lüleler arkadan - önden görünüş. Terasta fazlasıyla dağılmış halde :)



Ahmet usta iş başında, çaktırmadan, ürkütmeden! Anne "eyvah gitti güzelim lüleler" bakışı ile :)



Aynı günün akşamı Banu Cenk Mira ile İncek' e gittik, düğün varmış, tenis kortlarının arkasındaki çayıra masa kurdular. Harika oldu, sanki evimizin bahçesinde gibi, kendi halimizde takıldık. Veletler çimde debelendi, tabiki Mira hanım yürüdüğü ve kendi kendine daha çok zaman geçirebildiği için daha bir tadını çıkarttı çimlerin. Biz ebeveynler ise yedik, biralandık, muhabbet ettik. Veletlerin uykusu bastırınca, düğün de halay kıvamına gelme sinyalleri verince toparlanıp, Cenk' in bifteklerini nerede yapalım, ne boyutta mangal gerekir konuşmaları eşliğinde terk-i diyar ettik.
Bücürler kafa kafaya :-)

29 Haziran 2009 Pazartesi

1. yaş kutlamaları

Doğumgününün üzerinden 2 hafta geçti, daha hala kutlamaları yazıp resim yükleyeceğim...Şublog işine girerken "vakit bulamam" diye düşünüp durmam boşuna değilmiş, gerçekten vakit bulamıyorum yazmaya. Aklımda binbir türlü şey var ama gel gör ki oturup da yazamıyorum hiçbirisini :(
Olayada hakim değilim henüz, istediğim gibi resim ekleyemiyorum, sayfayı biçimlendiremiyorum..O yüzden de kimseye haber vermedim henüz, istiyorum ki şöööyle fotolu, atraksiyonlu hoş bir sayfa olsun, istediğim kıvama gelsin, öyle baksın millet :)

Ardoşun doğumgünüsünü hafta sonu kutladık. 15' i p.tesine geldiği için 13-14 haftasonu varyeteler yaptık. Aşağıda henüz "ne yapsam, nasıl yapsam??" diye kıvranırken bir yazı daha yazmıştım. Bir çok sebepten ötürü "bebekli-çoluk,çombaklı" partiden vaz geçtim. Cumartesi günü anne ve baba totinin en yakın arkadaşlarını çağırdık. Arda' yı dünyaya getiren biz olduğumuza göre bizim partilememiz gayet uygun olacaktı! Bu doğrultuda "Ne iyi ettik de Arda' yı aramıza kattık!" adı altında terasımızda bir Happy Hour düzenledik, maksat anne-baba eğlensin, içsin, sevdikleriyle geyik çevirsin :)

Banu-Derin, Tongar, Alp-Ebru, Kağan-Selen, Ali-Ümit-Umut, Ömer-Çise-Doruk geldiler. Doğa-Harriet, Emre-Itir gelemediler. Tongar hafif atıştırmalıklar hazırladı, 1 kasa bira ve 3 şişe prosecco eşliğinde terasta minik bir büfe kurduk. Arda ilk başlarda uyuduğu için meydan Derin ve Doruk' a kaldı, Anne Toti de rahatça arkadaşları ile geyik çevirip, içkisini içti :) En minik misafir Umut (neredeyse 2 aylık) bol bol annesini emdi ve terasta hava alıp babasının kollarında keyif yaptı. Daha sonra hava biraz bozunca içeri geçtik, Arda' da uyanmıştı, minikler gelen hediyelerle oynadılar, karnımız acıkınca battal boy pizzalar söyledik, kış bahçesinde takıldık, tüm içkiyi bitirip bakkaldan yenilerini söyledik :)
Arda ve Doruk uyuduktan sonra kalan misafirlerle (Tongar,Ömer-Çise, Kağan-Selen) gece 2 ye kadar oturup kış bahçesinde (acayip yağmur yağdı) muhabbet ettik. Güzel bir gün-gece oldu.



pek tatlıyız...sevdim bu fotoyu :)

Erkek kısmısı geyik çevirirkene...

Karı kısmısı prosecco ile coşarkene :)

Minik Umut annesinin kollarinda etrafı incelerkene

Babun ile uçarkene

Bira su gibi akarkene
Derin Ardaya hediyesini verirkene ve uyku sersemi Toti adına paketi açarkene

Selenle itfaiye arabası sürerkene...naanii naaaniiiii!!

Ömi ile her zamanki gibi pek eğlenirkene


Ertesi gün (pazar) ailecek İncek Tenis Klübünde öğle yemeği yiyerek kutlama yapmayı planlamıştık. Doğru bir kararmış çünkü çoook keyifli oldu. Arda totisi ve kuzenler Ekin ve Doruk tüm gün çimlerde takıldılar, tabii yaş itibariyle en çok Ekin klübün tadını çıkarttı, hava serin olmasına rağmen beline kadar havuza bile girdi!! Toplam 20 kişiydik, upuzun bir masada italyan aileleri gibi yemek yendi, bol gırgır, bol muhabbet. Bu arada İbrahim Dede' nin de doğum günüydü o yüzden çifte kutlama yapmış olduk. Doruk Dayının sponsor olduğu doğum günü pastası da günün anlam ve önemine uygundu, bakınız resimler ;)
Bence harika bir gün oldu. Çayır çimen, açık hava herkes için çok rahat oluyor, çocuklar da rahat etti, oyalandı.
Totimizin 1. dedemizin 61. yaşı kutlu olsuuuunnnnn!!! :-)
Doruk, Bilge, Ekin çimlerde keyifte - Totiler şen şakrak


Çimlerde Doruk ile güreş

Anane ve kuzucukları


Dede torun yaşgünü pastası - Kiraz kız Ekin!


Cümbür cemaat (Kaçak Ekin ve babası hariç)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...