8 Mart 2011 Salı

8 Mart

Vedatovski...

Yine kar yağıyor deli gibi..Aynı 5 yıl önce bugün bizi bırakıp gittiğin günkü gibi..
Gidişinin haberini alışım hala hafızamda, kalbimde, gözlerimde capcanlı..düşününce aynı kalp acısını yaşıyorum..Hani derler ya kalbime bir bıçak saplandı diye..Doğruymuş, insan kalbinin bir bıçakla oyulduğunu hissedebiliyormuş..bir kez oldu bana da..

Aradan 5 koca yıl geçmiş..Anıyoruz seni, eski günleri, komik olayları, senin farklı, kimi zaman da tuhaf fikirlerini..Gülüyoruz komikliklerine..Sonra devam..hayat..Acayip geliyor bu kadar kolay devam edebilmemiz, korkutucu geliyor zamansız bir kayba bu kadar kolay alışabilmemiz. Alışmak da değil ne desem? Kabullenmek mi? Bizim başımıza gelmesi mi? Senin başına gelmesi mi? Bu kadar ani olması mı? Olayın acımasızlığı mı? Yitip gitmesi mi? Neresinden tutsan elinde kalan bir hikaye..Çok saçma..

Evlenip evimize taşındığımızda beni o mutlu anlarımda tek burkan bir şey vardı, o caaanım terasın tadını çıkaramıyacak olman ve olmamız beraber..Kışları şömine keyfinde elinde bir kadeh kırmızı şarabıyla anlatıp duran bir Vedat olmalıydı mesela, müzikleri o ayarlamalı, illaki ahkam kesmeliydi, iyide müzük dinletirdi haa, tam şömine moduna uygun :) Kesin viskiye de başlardın sen Mehmetimizle, o ayrı ukala sen ayrı, elinizde bardaklar ne çene çalardınız karşılıklı..Arda'yı tanımanı isterdim çok..Arda seni bilsin isterdim.."Ledat" derdi sana herhalde şimdiki aksanıyla..Karıların dırdırından, bebelerin vızıltısından sıkılıp Mehmetimizle içmeye gidin isterdim arada bir..Özeliniz olsun, erkek erkeğe dayanışmanız olsun isterdim..Üniversite yıllarımıza dönüp yeniden her anı doya doya yaşayalım isterdim...

En kalıcı şey zihnimde senden, sesin..Yüzünü kimi zaman tam hatırlayamıyorum ama ses kulaklarımda çok taze, çok net..Babuna seslenişin,  telefona çıktığında ki "alo"n, Babun' u veya bir olayı taklit edişin..Arada bir kayan almancı aksanın...

Uzun lafın kısası..bir boşluk kaldı senden sonra..kelimenin tam anlamıyla boşluk..hisler bile boş geliyor çoğu zaman..

Hiç bir yere yazmamıştım gidişini, konu etmemiştim..ama bu sayfa gittikçe daha bir özel olmaya başladı benim için, biliyorum Arda bir şekilde okuyacak tüm yazdıklarımı bir gün, tüm yasaklara rağmen..İstedim ki okusun  hissettiklerimi..okusun ki sorsun seni, ben de anlatayım..

4 yorum:

aslı dedi ki...

gözlerim sulandı, doldu, taştı da azıcık...
benimse yüzü aklımdan hiç gitmiyor. o güleryüzü, kibarlığı, hoş sohbetini çağrıştırıyor hatta bana hemencecik suratı...

ne güzel yazmışsın be ıtır!!!!!

zeynep

saricizmeli dedi ki...

Uğur Mumcu öldürüldüğünde Müşerref Hekimoğlu yazmıştı. Çok etkilenmiştim. Doğada herşey küçük doğar, giderek büyür. Tohumsa fidan fidansa ağaç olur. Tersine ölüm acıları büyük doğar. Giderek küçülür. Gene de bir nokta gibi kalır sevdiklerimizin acıları diye yazmıştı...

Öldükten sonra seni böyle yad eden arkadaşlarının olması ne güzel.

Biyolojik anne dedi ki...

İnsanın bir kayıp yaşadığında, o kayıbın etkilerini sadece kendi hissediyormuş gibi düşünüyor. Sanki hiçkimse onun kadar etkilenemezmiş,kimse acı çekemezmiş gibi... Ağlattın şimdi beni işte

Deli Anne dedi ki...

:(

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...