12 Aralık 2012 Çarşamba

Gecenin körü

Bir ara, hatırlıyorum, günlük hayatta debelenirken kafamda sürekli hayali postlar yazardım, uygun zaman gelince de bloga şutlardım..Şimdilerde aklımda hiç hayali postlar uçuşmuyor..Sanırım buna heves eksikliği denebilir..Arada bir Aylin'i anlatsam diyorum, büyümesine, gelişimine dair bir tek yazı yok. Anlatacak o kadar çok şey var ki aslında..Ama artık "şunu yaptı, bunu etti" yazmalarını da sevmiyorum...

Şu an salon sepsessiz, normalde 2 lerden önce yatmayan koca hastalığı dolayısı ile 11de, cüceler de yaş sırasına göre 9 ve 9 buçukta yataklarına postalandılar..Banyo yapmıştım, gevşek gevşek, üzerimde gecelik ve sabahlık kanepeye yayıldım. Bu sene erken davranıp 28 Kasımda kurduğumuz ağacımızın ışıkları yanıp sönüyor. Ev bebelenince ortadan kaldırdığım mumlarımı yaktım, kimi kokulu kimi kokusuz..Bir şişe bira açtım, bi avuç da fıstık..Canım fena sigara da istiyor ama banyoluyum, terasa çıkarsam beynim donar diye korktum. Yaşlandıkça insan daha çabuk hastalanıyor, hastalanmaktan korkar oluyor..Bir çıtkırıldımlık geliyor ki insanın üstüne, pek fena, pek sıkıcı! Zaten gözükaralık, aptal cesareti, vurdumduymazlık ve adamsendecilik azalıyor ya işte bil ki yaşlandın..Bir ihtiyat, bir ihtiyat şimdilerde...

İçerden ara ara öksürük sesi geliyor..kulak kesiliyorum hangisi diye. İçerde uyuyan 3 eleman da hasta..Çocuksuz hayatımda ne kadar çok severdim kışı, kılım kendisine artık. Cüceler evlenip barklanana kadar hep yaz olsun sonra yine kışlar olabilir, eve kedi de dolduracağım o zaman zaten, dizime battaniyemi örter, kedilerimi kucaklar şömine başında şarap içer istediğim kadar kafa bulabilirim , nasıl olsa 7 de kalkıp kahvaltı hazırlayacak, eyleyecek talepkar kişiler olmayacak o zaman..Torunlarım olursa ara sıra sevmeye giderim, oh ne güzel!

Daha mutfağı toplamam lazım..Saat 01:20 olmuş. Mutfağı bitirip yarın akşam giyeceklerimi hazırlamam lazım. Yarın bizim iş yerinden birinin evine davetliyiz, noel partisine..Kıyafetleri hazırlayacağım ki kocanın ofisine yada kayınvalideye bırakayım, işten çıkınca bir fön çektirip eve uğramadan giyinip gidebileyim. Eve uğrarsam arbede çıkar. Aylin bana yapışır, giyinemem, giyinsem de çıkamam, kriz üstü kriz..Bu yaş çocuğu olanlar genelde yaşıyor değil mi bunu? Geçenlerde birisi "Ne olacak canım, git evine giyin çık!" buyurdu. "Ama Aylin bunu anlayacak yaşta değil, gitmem lazım diye sakince anlatamam, çok ağlıyor, görünmeden daha kolay" dediğimde "Ne var canım, alışsın, 2 ağlar sonra alışır" buyurdu yine..Bekara karı boşamak kolay diye düşündüğümü hatırlıyorum, demekki çocuksuz biriydi..Belki de ben abartıyorumdur..her çocuklu böyle evden çıkış sorunu yaşamıyordur..kim bilir?

Salonun oyun parkı gibi olmasından son derece hoşnutsuzum. Bir dergide okumuştum sanırım Demet Şener'di..Çook büyük oyun odaları yapmışlar, salona tek bir oyuncak bile inmiyormuş. Nasıl oluyor acaba, akşamları salonda hep beraber oturmuyorlar mı? Acaba çocuklar yatana kadar oyun odasında mı takılıyorlar? Oyuncaksız çocuklu ev salonu nasıl olur aklım almıyor...Ama ben de istiyorum dekorasyon dergisinden fırlamış gibi salon..Çocuklar evlenip barklanınca diyeceğim...ama o zamanda kediler içine edecekler!!

Yarın ne giysem derdi de gece 2 de hiç çekilmiyor...Ses yapmadan, kimseyi uyandırmadan dolap karışrırmak hiç de zevkli değil..
Bira da bitti..
Arda öksürüyor...Kılım kışa da..kreşe de..virüse de..bakteriye de..
Mutfağı da daha fazla bekletmeyeyim..
Gidip bi sigara tüttüreyim, işe koyulayım..Kafama bere giysem, hasta olur muyum??



Eskiden kış akşamları evin her yerine mum yakardım..Yanmasalar bile her biri yerinde dururdu dekorasyon niyetine..Atık sadece bir kaç tane var tedavülde..Onlarda yuksek yerlerde ve yılda bir-iki yanıyorlar belki..

an itibarı ile ahalinin tükettiği ilaçlar..

Bunlar az bile..Bazen bunun 8 katı oyuncak oluyor salonda..


19 yorum:

Adsız dedi ki...

Itır selam,
tanışmıyoruz ama seni okumayı seviyorum:)
şu ilaç resmini görünce..aynı muhteviyat bizdede mevcut karşımdaki masada..hemde aynı sıralı:))sanırım bu dönemin favorileri..ve evdeki tek sağlam ben..anneler mi dayanıklı yoksa öylemi olmaları gerekiyor anlamıyorum..
ve bira ve fıstık..süpersin:))..

bveç dedi ki...

Fotolar beni benden aldı!

Bu arada, Nurofen candır!

Bir de, Demet Şenergiller salona oyuncak sokmuyorlarsa, hakikaten ben de merak ediyorum nasıl ayrı takıldıklarını?

elif dedi ki...

Ne güzel yazmışsııınn.. Ben de bu sene çok daha fazla kılım kışa.. Bizde de herkes hasta, daha 2 ayını doldurmamış yavru bile öksürüyor öhü öhü.. Nazlı'yı 3 gündür göndermiyorum kreşe, bu üç oldu, tam iyileştirip yolluyorum, üç gün sonra gene. Bu sefer tam toparlasın bakalım olursa, yarın da gezi var, gezmek iyi de kafası,ağzı,burnu açık çıkıyorlar dışarı, ben iyileştireyim diye o kadar uğraşmışken, puuff hepsi gidiyor.. Benimki mi böle çıtkırıldım diyeceğim ama bu çocuk 3 yaşına kadar tam bi turptu.. Ya neyse, ben de bir dokun modundaymışım.. Evde iki oldular mı gerçekten çok zormuş. E yaşlanmışız da gerçekten dediğin gibiyse..

Benden Bizden dedi ki...

Çok keyifli yazıyorsun Itır, senin dertlenmen bile çok keyifli okunuyor inan :) Bencil bir okuyucu olarak daha sık yazmanı talep ediyorum :)

senayc dedi ki...

benim de anlamadıklarım:nasıl derli toplu evleri oluyor insanların?misal demet şener misal birkaç tandığım,bunların bebeleri akşam ana-babadan ayrı mı takılıyorlar?benim dizimin dibindeler,tam istediğim gibi. Evi dekore etme işini erteledim azıcık:P)

haaa bir de iki ağlar alışır diyene de selamlar,o iş hiç öyle olmuyor yaaa,boncuk boncuk dökmesin gözyaşını yavru,hele başka çözüm yolu var ise


Benim de canım sigara çekti,kafanı iyice sarıp sarmalayıp içseydin:)

Itır dedi ki...

Adsız, adın ne yahu? :)
Bak bira-fıstık ortak noktamız çıktı, sık sık gel, adını da ver, muhabbet döndürelim! :)

Başak, fotolar alelacele çekildi, yine de beğendiysen sevindim..Şu makinayı bir teorik olarak anlatsan bana..rastgele basıyorum çat çut :)

Elif, beni bu 2 çocuklu hayatta en zorlayan şey hastalık oldu, yeminle! Geçen kış fecaatti (bir tek suçiçeğinden yırttık ya ona sevindim)..Bu kış da gümbür gümbür geldi :(

Benden Bizden, hadi ya? Ay pek hoşuma gitti, sağolasın, bu gazla daha çok yazarım ben valla! ;)

Şenay, ev bildiğin dingonun ahırı :) Çocuğu ağlatarak dışarı eylenmeye çıkmak ise hiç aklımın alamayacağı bir şey..Arda büyüdü, ona "Bu akşam yokuz, bilmemkimle kalacaksınız" diyebiliyorum ve akıllı akıllı tamam anne diyor. Ama 18 aylık bir bebeyi anlamayacağı kavramlar üzerinden üzmeye hiç gerek yok, eşyalar bagajda, iş çıkışı istikamet kv. evi..Ve evet, kafama bere takıp tüttürdüm o sigarayı, oohh! :)

bveç dedi ki...

Valla çat çut basıyon da güzel çekyion bacım; anlatırım yine de istersen bir uygun zamanımızda :)

saricizmeli dedi ki...

Itır, ben de artık onu yaptı bunu yaptılardan bunaldım. Arada ama yazık kızıma diyorum lakin gene de yazmıyorum.
Fakat ben kışa vurgunum. Bizim yalıtımsız koca koca camlı ve muhteşem yalıtımlı duvarlı evimiz soktuğu sıcağı çıkarmadığından ve ben 4 senedir ya gebe ya emzirir olduğumdan sıcaklarla çok bunaldım.
FB de resmini gördüm ne koca kız olmuş Aylin.
Lazımlıktaki bebek de muhteşem.

Itır dedi ki...

Başak valla isterim, en azından ışık olayını, hangi modu hangi zaman kullanayım isterim biraz bileyim..

Menekşem Rumelilim, sen bakma vıdı vıdı ettiğime, yine de çok seviyorum kendisini ve evet ben de sıcaktan hiç hoşlanmıyorum. Aylin büyüdü tabii, NE asıl daha da büyümüştür :)
Bi beceremedik tokuşturmayı şunları..

Lazımlıktaki bebek benim bebekliğimden, saklamış annem..Biberonuyla besleyince çiş yapıyor şırrr diye :)

Adsız dedi ki...

Naz dedi ki:Deneme 1-2.. Hala yorumlarim bi uzay boslugunda yokolup gidiyo mu acaba :( oyleyse yazmiyim bosuna..deneme

Itır dedi ki...

Naz, gene spama düşmüşsün, neden böyle oluyor anlamıyorum, "spam değil" diye komut veriyorum, artık spama atmaması lazım o zaman..neyse bu ve bundan önceki yorumunu çektim, bundan sonra spamı daha sık kontrol edeceğim ve lütfen gitme bir yere.."naz dediki.." leri çok seviyorum ben!! :)

Hülya Cinsçiçekçi dedi ki...

Dmet şener muhtemelen bakıcı(lar da olabilir)yı çocukların odasına dikiyordur ki odada uslu uslu oynasınlar. ya da uyduruyordur ne biliim :)

anne kaleminden dedi ki...

böyle bir yazı çok hoşuma gitti totiler blogunda :) çok samimi çok tanıdık zaten içerik de :)

Burcu dedi ki...

Offff Itır yaaa, ne güzel yazıyorsun. Her bir paragrafın altına yazacak yorumum var da kafamda, ben de içerden gelen kocanın öksürük sesi, cücenin ağlama sesi, büyük oğlanın horlama sesi, mutfağın "gel beni de temizle" sesi, ayaklarımın "ağrıyoruz dinlendir bizi, artık yat be kadın!!" sesi...vb gibi seslerden pek de vakit bulup yazabilecek gibi değilim.. Anladın sen onu... ;)

Adsız dedi ki...

Naz dedi ki: spam koselerinde kaybolmuyomusum heyo :) cunku ben de nerdeyse hepsinde kendimi buldugum bu yazilari okumayi ve yorum yazmayi seviyorum..sizin ev yine iyi,ben agaca cesaret edemedim bu yil..4 yas 4 aylik iyi de 10 aylik tehdit unsuru gozumu korkuttu acikcasi..beterin beteri var :)

ulaşimo dedi ki...

Itırcım,
Selam. Yazı şahane olmuş, halimize gülelim mi ağlayalım mı bilemedim. Şarap içebildiğim günlerdeki mutluluğum aklıma geldi. Bazen çocuksuz hayatında yaptığın bir şeyleri ufacıkta olsa yapabilmek çok mutlu ediyor:))) Bak şimdi bu akşam için bir plan yapayım hemen. Ayrıca bekara hakikaten karı boşamak kolaydır, takılma. Kendini nasıl daha iyi hissediyorsan onu yap bence. Şimdi düşündüm de iki ayak bir pabuçta hazırlanmayalı 2 yıl oldu neredeyse:)
Yazı süper olmuş, tekrar eline sağlık. Bir akşam içmek istiyorum seninle, kafa süper:)))

ulaşimo dedi ki...

Itırcım,
Yorum bırakmıştım sanırım benim kaderim de spam:)))

Itır dedi ki...

İçten, akşama Ulaş'ı yatağa postalayıp bi şişe şarap açıyosun, akşamüstünden aldığın peynirleri peynir tabağı yapıyosun, mumları yakıyosun, kocayla gurme keyfi yapıyorsunuz bu gece, annaştık mı? ;)

Spapa düşmemişsin bu arada, ben onayladıktan sonra yayınlanıyor yazılar, ondan hemen göremedin belki..Spam nedense sadece Naz arkadaşımın kaderi :)

Ve son olarak ne zaman istersen içelim güzelleşelim, ister bize gelin bir akşam ama bebelerle pek güzelleşemeyiz, istersen Kıtır yapalım bir gün..ne zaman istersen ;)

Itır dedi ki...

Hülya, Burcu, Anne kaleminden..Zamanında cevap yazamadım, özür, öpüyorum her birinizi yanacıklarınızdan..Burcu, anladım ben onu, hemi de nassıl!? :)

Naz, Arda ayaklandığı zaman ben de cesaret edememiştim ağaca, ama Aylin de "amaan, nolucak sanki?" deyip kurdum, inan bişi olmuyo..ama tabii kız erkek farkı da olabilir :-)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...